Ali Avni Çelebi 1918 yılında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nde resim bölümü öğrencisidir. Henüz 14 yaşındadır. Çok erken yaşta başlayan resim öğrenimi sanatçı duyarlığının erken biçimlenmesine neden olacaktır. Güzel Sanatlar Akademisi’nin öğrenime başlamasının ardından henüz 35 yıl geçmiştir. Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi olarak kurulduğu yıllarda, 1648 yılında Paris’te kendisinden 350 yıl önce açılan ve dünyanın ünlü ressamlarını yetiştiren École Nationale Supérieure des Beaux-Arts’ın öğretim programını örnek alınmış, atölyelerde çalışmalar yapabilmeyi kapsamına alan eğitim süreci ortalama 6 yıl içinde tamamlansa da öğrencilerin atölyeleri kullanma koşulları için uygulanan süre otuz yaşla sınırlandırılmıştır. (Giray 1997, s.26). Avrupa’ya öğrenci göndermek için hazırlanan konkurları kazanan öğrencilere gönderildikleri ülkede eğitimlerini südremeleri için kendilerine diploma hazırlanır.

İşte Ali Avni Çelebi bu sitem içinde 1918 yılında Sanayi-i Nefise Mekteb-i Ali’sine girer. İki yıl Hikmet Onat’ın desen atölyesinde çalışır. 1920 yılında, arkadaşları Ratip Tahir Acudoğu ve Kenan Yontunç’la birlikte İbrahim Çallı’nın yağlıboya atölyesine geçer.
22 Mayıs 1922 tarihinde bireysel olanaklarıyla Münih’e gider. Üç ay Heinemann’ın özel atölyesine devam eder, kendisi için yeterli bulmaz. Münih Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer. Bu Akademi’de Gröber atölyesine katılır. Bir sömestr devam ettiği Gröber’in akademik kurallara katı bağlılığı ve yeni sanat eğilimlerine olanak tanımayan eğitim sistemi Çelebi’nin sanat anlayışına ters geldiği için ayrılır. Mahir Tomruk’un önerisiyle girdiği Hans Hoffman atölyesinde de ancak iki ay çalışır. Bu kez ekonomik yetersizlikler nedeniyle Berlin’de aile dostlarının yanına gitmek zorunda kalır. Berlin Güzel Sanatlar Akademisi Klever atölyesinde çalışmaya başlar. Atölye öğretmeni Profesör Klever’in öğretim sistemi içinde de bu atölye sistemi kendi sanat anlayışını pekiştiremeyeceği kararını alarak bu Akademi’den ayrılır. Çelebi bu atölyeyi terk edişini şu satırlarla açıklar: “Hocam desen bakımından başarılı bir kişi olmasına rağmen pentür yönünden pek duyarlı değildi” (Çelebi 1980, s.4.).
On sekiz yaşında bir Türk delikanlısının 1922 yılında Almanya’da, yabancı bir çevrede duyduğu yalnızlığa karşın sanat anlayışını geliştireceği atölye ortamını bilinçli olarak aramaktadır. Çelebi sanat anlayışına uygun özgürce çalışabileceği titiz arayışlarını sürdürmektedir. Kişiliğine en uygun bulduğu atölyenin Münih ve Hans Hofmann (1880 -1966) atölyesi olduğuna karar verir.1923 yılında Türk Ocakları bursu ile Münih’e gelen Zeki Kocamemi’nin Hans Hofmann atölyesine başlaması ile Çelebi kısa süre gittiği ve aklının takılı kaldığı bu atölyeye dönerek kaydını yaptırır. 1923 yılında de Devlet bursu alır ve Zeki Kocamam ile birlikte dört yıl Hofmann atölyesinde huzurlu ve verimli öğretim süreci geçirir. Arşivimizde bulunan Hans Hofmann 1926-1927 Kış Sömestri Münih Georgen Strasse. 40 numara ile resmi okul kaydı olan. Hans Hofmann Güzel Sanatlar Okulu’nun 27 Numaralı ve Hans Hofmann ıslak imzalı. Mühürlü. Bay Avni Ali. Georgen Strasse 66/3 adresi belirtilmiş ve resminin altında kişisel imzası yer alan Kimlik Kartı, Çelebi’nin Hans Hofmann Atölyesinde geçirdiği dört yılın en son kimlik kartı belgesidir. 13-30 Mart 2008 tarihleri arasında Beşiktaş Belediyesi MKM kültür merkezinde yer alan Beşiktaş Çağdaş Sergi Salonunda organizasyonunu ve küratörlüğünü yaptığım Ali Çelebi sergisinde sanatseverlerle verdiğim konferansta tanıtılan Ali Çelebi kitabımın 21. Sayfasında da yer alan 1927 tarihli kimliği sanatçının 1924-1927 yılı arasında yer aldığı Hans Hoffman okulununda öğrenci olarak geçirdiği son yılını belgelemektedir.

Georgen Strasse 66/3 adresinde ikamet eden Bay Avni Ali’nin (Çelebi). Münih Georgen Strasse 40 numara’da hizmet veren Hans Hofmann Güzel Sanatlar Okulu’na, 1926-1927 Kış Sömestrinde sanat öğrencisi olarak kayıt yaptırdığını belgeleyen, sol üst köşede yer alan vesikalık fotoğrafının altında Ali Avni olarak kişisel imzası bulunan, Hans Hofmann ıslak imzalı ve mühürlü resmi kimlik kartı Ali Çelebi’nin Hofmann Atölyesinde geçirdiği son yılının kimlik kartıdır.

Çelebi 1923-1927 tarihleri arasında Hans Hofmann atölyesinde geçirdiği dört yıl boyunca döneminin çağdaş resim anlayışı ve felsefesine uygun estetik bakış açısıyla çok ciddi akademik bir öğrenim süreci geçirir. Bu yıllarda atılım yapan figüratif ekspresyonizm hareketinin kuramlarını öğrenmekte ve uygulamalarını desen ve yağlıboya çalışmalarında başarıyla geliştirmektedir. Atölyenin sanat kuramlarının ilki, yapılmak için seçilen konuların o dönemin akılcı bakış açısı modern bir yorumla tuvallere aktarılmasıdır. Figüratif ekspresyonlar, seçilen konuların duygusal etki kuramıyla incelenmesini, irdelenmesini ve analitik çözümlemeler ile ele alınarak tuvallere aktarılmasını önermektedir. Figüratif anlatımlarda asal değer desene kazandırılan anlatım gücüdür. Formun yeniden yeni bir bakış açısıyla yorumlanmasıdır. Figüratif kompozisyonların özü olarak tuval karesinde yerini alacak olan desenler ve bu desenlere yeni bir bakış açısı ile eleştirel bir yorumla hayat veren geometrik deformasyonlardır. Sıkça 1930’lu yılların modernizmini savunan dönemin sanatçıları gibi Ali Çelebi’nin de sözünü ettiği “sağlam bir desenin resmin asal değeri olduğu” savı aslında desen ve deformasyon, geometri ve form ilişkisidir. Bu bağlamda sözü edilen “sağlam desen” açık olarak biçimin analitik çözümlemelerini irdeleyen kompozisyonlarda geometrik resimsel alanlar yaratan plastik değerleri özümseyen bir resim dili yaratmaktır. Ali Çelebi’nin 1926 yılında Hans Hofmann’ın beğenisin, kazanan Çıplak desenleri bu kuramların açık ve net anlatımları olduğu için başarılıdır.

Çelebi, desen çalışmalarının önemle ele alındığı etütlerde formun plastik değerlerinin ve geometrik resimsel alanların önemini özümser. Figürün analitik çözümlemesi konusunda aydınlanırken ifadeci gücün vurucu etkisini pekiştiren deformasyonların resmine katacağı değerleri belirler. Biçimin anlatım gücünü pekiştiren geometrik düzlemlerin, kavisler yapan çizgisel düzenin, ritim ile bağdaşan armonilerin yarattığı etki, renklerin ton değerlerinin kompozisyonlara kazandırdığı hareketin belirlediği zaman algısı, sert geometrik konturların ve çizgi akışının forma kazandırdığı değerler Ali Çelebi’nin sanat anlayışının göstergeleri arasında yerini alır.
Çelebi, Hofmann atölyesinde elde ettiği sanat anlayışının başarısı 1926 yılında ilk büyük ve önemli yapıtı olan Vitrin adlı kompozisyonun sergilenmesiyle yarattığı ilgi, eleştiri ve beğenilerin yarattığı sanat nedir, sanat akımı nedir, sanatçının özgün sanat anlayışı nedir, sanatın dönemleri ve yeni anlayışlar nedir tartışmaları yaratarak Türk Resminde yeni bir dönemin başlamasını gerçekleştirir.
1927 yılında, Ali Avni Çelebi’ye ‘yurda dön’ çağrısı içeren bir belge gelir.
“Yurda dön bildirisini bir yaz öğleninde aldım. Güneşli dünya birden karardı. Daha yapacak ve öğrenecek çok şey vardı.”
Hofmann atölyesinde gösterdiği başarılarını takip ettiği Ali Çelebi’ye asistanlık önerir. Ancak Çelebi Devlet bursunun karşılığı olan zorunlu hizmete çağrıldığı için dönmek zorundadır.
6 Haziran 1927 Tarihinde Türkiye’ye döner ve Konya’da Kız Muallim Mektebi’ne öğretmen olarak atanır.
“Hiçbir zaman aklımdan geçmezdi öğretmen olacağım (…) Beni Kız öğretmen Okuluna muallim olarak tayin ettiler. Düşününüz ki siz yüksek matematik okumuşsunuz ve bu konuda Avrupa’da doktora yapmışsınız, dönüşte ilk okula aritmetik dersi vermek üzere vazifelendirilmişsiniz. Aynı şey bu, sonuçta ne ben çocuklara uyabildim ne onlar beni anladı. İstifa ettim” (Giray Müstakile Ressamlar ve Heykeltraşlar Birliği. 1997.s.92.)
Çelebi, askerlik şubesine başvurarak dört hafta sonra İstanbul’a döner ve Harp Akademilerine desinatör olur.
Ankara Etnografya Müzesinde, 1929 yılının Nisan ayında Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin açtığı ilk sergisinde eserleriyle büyük ilgi toplar. 15. Teşrinievvel (Ekim) 1929 tarihinde İstanbul’da Türk Ocağı Binasında açılan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği Sergisi ’nde eserleri yer alır. Nurullah Berk’in 13 Teşrinisani (Kasım) 1929 tarihinde Muhite Dergisine çıkan kapsamlı sergi eleştirisi içinde Ali Çelebi’nin sanat anlayışının önemi vurgulanır.
Ancak aklı sanatın coşkularla yaşandığı müzeler ve sergilerin açıldığı Münih’in sanat ortamındadır. Özellikle de Amerika Birleşik Devletlerinden ve Avrupa ülkelerinden gelen sanatçı kadrosuyla Münih’te modern bir sanat merkezi oluşturan, sanat anlayışı, geliştirdiği ekspresyonist kuramlarla genç sanatçıların yenilikçi atılımlara yönelmelerine yol açan ve çağdaş sanat alanında gelişmelerine öncülük eden Hofmann Atölyesinde kalmıştır.
Karar verir. Almanya’ya geri dönecektir. Hofmann Güzel Sanatlar Akademisine gidecektir.

Hayatı boyunca sanatçı kalabilmek için durmadan çalışan Hofmann 1924 yılının haziran ayının 5’inde Almanya dışında, ilk okulu olan Dubrovnik Yaz Güzel Sanatlar Okulunu açmıştır. 1925–1927 arasında Capri; 1928-1929’da St. Tropez’de de Güzel Sanatlar Okulunu hayata geçirmiştir. Bu yıllarda sık sık gittiği Paris’te, 1930 yılında Worth Ryder’le karşılaşmıştır. Ryder’in Sanat Bölümü’nde Asistan Profesör olduğu Berkeley’deki, California Üniversitesi’ne daveti üzerine, yaz resim kursu öğretmenliği yapmak için Amerika’ya gitmiştir. Glenn Wessels’le birlikte Amerika’yı trenle boydan boya dolaşmıştır. Aynı yıl kış aylarını geçirmek için Münih’e geri dönmüştür.
Böylece Hofmann Amerika ile ilk sanat bağlarını kurmuş olur. 1931 İlkbahar’da, Los Angeles’taki Chouinard Sanat Okulu’nda ve yaz aylarında da yine Berkeley’de çalışır. 1904’te başladığı kitabı “Form ve Renkte Yaratım: Sanat Öğretimi için El Kitabı’nın (Form und Farbe in der Gestaltung) çevirisini Glenn Wessels’le birlikte hazırlar. Resimleri, üniversitede ve San Francisco, California Palace Of The Legion Of Honoyr’da sergilenir. Bu sergiler onun Amerika’daki ilk sanatçı tanıtımlarıdır. Edmund Kinzinger, Hofmann’ın St. Tropez’de 1931 ve 1932 yıllarında açtığı Hofmann Okulu yaz Okullarına gelir. Hofmann, 1932 yılında Chouinard Sanat Okulu’na geri döner ve yaz için sınıfını San Pedro’daki bir konağa taşır.
Hofmann sanatının geleceğini Amerika Birleşik Devletleri topraklarında hazırlarken Ali Çelebi, Kurtuluş Savaşı’ndan yeni çıkmış Atatürk’ün kurduğu Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin genç ressamı olarak başkent Ankara ve İstanbul’da sanat ortamını canlandıracak modern sergiler açmaya çalışmaktadır. Sanat ortamını özlediği Münih’e geri dönmeye karar verir.
Ali Çelebi ise 1930 yılında da ikinci kez Almanya’ya yerleşmek ve sanat hayatına Münih’te devam etmek kararını almıştır. 1923 1927 yılları arasında hayratının dört yıl sürdürdüğü Münih’e ikinci gelişinde Theresienstr. 80 numarada bir pansiyona yerleşmiş. Almanya’da resmi olarak kalabilmesi için ilk iş olarak derhal Hofmann Güzel Sanatlar Okuluna giderek kaydını yaptırmıştır. ı

Theresien Strasse 80 adresinde ikamet eden Bay Avni Ali’nin (Çelebi). Münih Georgen Strasse 40 numarada hizmet veren Hans Hofmann Güzel Sanatlar Okulu’na, 1930-1931 Kış Sömestrinde sanat öğrencisi olarak kayıt yaptırdığını belgeleyen, sol üst köşede yer alan vesikalık fotoğrafının altında (zamanla silikleşmiş) Ali Avni olarak kişisel imzası bulunan, Hans Hofmann ıslak imzalı ve mühürlü resmi kimlik kartı Ali Çelebi’nin Ali Çelebi İkinci kere 1930 yılında Almanya’ya, Münih’e gittiği zaman çıkartılmış kimlik belgesidir. (Mehmet Günyeli. Ali Avni Çelebi ve Münih Günleri. EK Eleştirel Kültür Dergisi 9.Ocak. 2026. https://ekdergi.com)
Ali Çelebi Münih Hofmann Okulunda Hofmann’ın yardımcılığını 1930 yılında üstlenir. Ancak Almanya’da ekonomik krizin ve politik değişimin çok zor günleri yaşanmaktadır. 1921 yılından başlayarak Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi başkanı olan ve 1925 yılından 1932 yılına kadar vatansız olan Hitler’in 1932 yılında Berlin’de Brunswich temsilciliğine atanma süreci içende yaşanan gerilimlerin yarattığı politik ortamın kaotik yapısı nedeniyle tedirginlik yüksektir. Hofmann Amerika’ya gitmek için hazırlanmaktadır. Çelebi’ye kendisiyle birlikte gelmesini önerecek, fakat Ali Çelebi bu öneriyi yaklaşmakta olan II.ci Dünya savaşının rüzgârlarının estiği bu yıllarda ülkesinden uzaklaşma endişesi duyması nedeniyle kabul etme cesaretini gösteremeyecektir.
“O sıralarda, Hofmann Amerika’ya gitmeye hazırlanıyordu. Benim, Onunla gitmem mümkün olmadı. O tarihte Amerika’ya yerleşebilmek, zor formaliteler gerektiriyordu. Hocam bile altı yıllık bir çabadan sonra elde etmişti bu izni. Bunun için,1931 yılında tekrar yurda döndüm”
1930’lu yılların başında Hofmann Amerika yolcusudur. Almanya ve Avrupa’da ise savaş rüzgârları esmektedir. Ancak Hofmann Okulu öğretimine ara vermeden devam edecek olmasına karşın Çelebi kararsız kalır, Almanya güvensiz günlere sürüklenmektedir. Amerika’ya gidecek maddi güce sahip değildir, önemlisi cesaret gösterecek gücü kendisinde bulamamaktadır. İstanbul’a döner.
Aynı yıl Çelebi yurda dönerken Hofmann New York’a yerleşir. Yalnız yaptığı resimlerin sanat pazarı içinde aldığı değerlerle değil verdiği resim kurslarıyla da geçimini sağlamak cesareti içindedir. Vaclav Vytlacil, Sanat Öğrencileri Cemiyeti’nde bir öğretmelik görevi almasına yardım eder. Bu dönemde öğrencileri arasında, George McNeil, Burgoygne Diller, ve arkadaşı Arthur B. Carles’in kızı Mercedes Carles (daha sonra Mercedes Matter) de vardır. 1933 yılında Murnau yaz resim kursunda Kinzinger öğretmenlik yapar. Münih Hofmann Okulu sonbaharda kapanır. Hofmann, 1933 yazını, konuk öğretmen olarak, Massachussets’teki Thurn Sanat Okulu’nda geçirir. Sonbaharda, Hans Hofmann Güzel Sanatlar Okulu, New York, 444 Madison Avenue’da açılır.

Ali Avni Çelebi 1932 yılının başlarında Güzel Sanatlar Akademi’sinde gece kurlarını yönetmektedir. Refik Epikman’ın askerlik görevine gitmesi nedeniyle boşalan kadroya vekâleten atanır. Aynı yıl İstanbul’da bir kişisel sergi düzenlemek için çalışmaya başlar. Sergi açmak için uygun galeri mekânları henüz açılmamış olduğu için sanatçılar büyük sıkıntı içindedirler. Çelebi bu olanaksızlıkları aşmanın tek yolunun galeri mekânı beklememek yerine uygun mekân yaratmak olduğuna inanarak Beyoğlu’nda bir sinemasının fuayesinde sergi açmaya karar verir. Sinemaya gelenler resim sergisiyle tanışacaklardır:
“İlk kişisel sergimi Beyoğlu Glorya (Saray) sinemasında açtım. Müdürü yaz aylarında olduğumuz için, antresinde sergi yapmama müsaade etti. Limonata bile veremedim. Satış da olmadı.” (Giray 1997, s.102).
Bu tarihten sonra Çelebi bu birliğin üyesi olarak bütün sergilerine eserleriyle katılır. Bireysel sergilerini açar ve kaleme aldığım kitaplarımda ve makalelerimde de açıkladığım gibi, Türk resim sanatının tarihi içinde önemli yerini alır. Açtığı sergiler ve. Yaptığı resimlerle sayısız ödülle taltif edilir. Güzel Sanatlar Akademisi öğretim üyesi olarak Türk Resim Sanatının gelişimine yön verir ve bu yönü çağdaşlaşma sürecinde sürdürecek öğrenciler yetiştirir.


Bir Cevap Bırakın