Elli kadar kuş elektrik direğine konmuş, Biri gidip biri geliyor, elektrik tellerinin üstüne tünüyor… Otuz kadar kişi birahaneye girmiş, Biri gidip biri geliyor, oturuyorlar masaya / kalkıyorlar masadan Biri girip biri çıkıyor. İnsanlar o elektrik direği tellerine konamaz, duramazlar orada, Kuşlar birahaneye girse kovarlar ama…
Son Yazılar:
Rimbaud Müslüman mıydı?
Manuel Çıtak retrospektifi fotoğrafseverlerle buluşuyor
YEDİNCİ SANATIN BİZDE BIRAKTIĞI İZLER
Entel, Entelektüel, Entelijansiya
ORHAN TAYLAN RESMİNDE BEDEN, BAKIŞ VE YABANCILAŞMA
19. YÜZYIL FRANSIZ SANATINDA GERÇEKÇİLİK VE GUSTAV COURBET
VE TANRI KADINI YARATTI: BRIGITTE BARDOT
“Estetik” Bir Yıl Sonu Yazısı
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi
Pierre Loti, Aziyadé ve İstanbul’un Sessiz Tanıkları
HOŞÇA KAL BREZİLYA
9. FETHİYE BELGESEL GÜNLERİ
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik
BÜYÜK BİR ÇARESİZLİĞİN VE ÖFKENİN FİLMİ HİND RAJAB’IN SESİ
GEÇMİŞ BUGÜNLE KONUŞUYOR
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Aralık Şiirleri
Lapis Lazuli (Şiir)
SAFRAN CÜMBÜŞÜ (ŞİİR)
Vouloir et Pouvoir (Şiir)
Kategori: Litera
Eksik Bir Aşk Manifestosu (Şiir)
sesinin çıktığı bir yer var, içinde; yaralı ve gizli bir özne gibi iyileştirici tonları olan – oynaş, sevişgen hallerin de dâhil- sesinin bütün tonlarını seviyorum. elinde topladığın saçlarının altında bir ırmak gibi duruyor boynun; boynunun o bir ırmak gibi duruşunu da seviyorum. sevmek, insanın insanı toplamasıdır dökülürken, senin dökülen bütün hallerini seviyorum. omzum üşüyor, üstümü...
SON ÇARE (ŞİİR)
”İyi akşamlar erenler! ” dedi akşamlardan bir akşam yanımda duran bir arabanın camını açıp bir genç sordu sözü uzatmadan : ”bize doğru yolu gösterir misin?” İiyi akşamlar dedim, gençler gösteririm elbette ama kime sorsanız inanın doğru yolu gösterirdi size Bahadın denen bu küçük beldede çünkü herkes bilir yolunu ”Son Çare”nin.
Yollara İtiyor Beni Kalbim (Şiir)
Akşam acılar yüklenmiş eve çıkan merdivenler buzlu kötü komşular kokuyor balkon İçimde bir apartman boşluğu göğsüme açılan pencereden gökteki yıldızlara tutunuyorum Bilmek istemenin ateşiyle büyük varlığın taklidini yapıyorum tanrıya yaklaştıkça artıyor paranoyam Ruhun yüzeyine çıkan anılarda geç serpilmiş bir esmer zamanı bükerek direniyor unutuşa Sabaha atlar ısmarlıyorum toprağın aileden sayıldığı yerlere...
Bir Nar Ağacının Gölgesinde; Nazar Büyüm Anması
Harbiye’nin arka sokaklarından birinde, Agos Gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’na ev sahipliği yapan, geçmiş zamanlarda bir Ermeni okulu olan Anarad Hığutyun binasındayız. Avluda bir nar ağacı var. Onun gölgesinde, bir kültür insanını anmak için toplanmışız. Mekânın hafızasıyla anıların iç içe geçtiği bir akşamüzeri. Yazar, yayıncı, çevirmen, reklamcı… Ama hepsinden önce iyi bir insan olarak hatırlanan...
Bahittin rüyasında görmüş, ah! (Şiir)
Uzakta adalar vardı çok uzaklarda birbirinden kopuk küçük hayaller köpükler eşlik ediyordu beyaz gelinlik giyen gölgeleri sardalyelerin Ah! Sandalım küçüktü sevgilim küçücük alamadım içine hayallerini küreğim eksik çıpam sisten yelkenim sestendi içi canımın içi eksikti Valse kaldırılan çanlar çoktan düştü asıldıkları çınardan arasta içinde kahveci Bahittin görmüş bütün bu olup bitenleri gerçekmiş rüyası da Sabah...
gümüş ayna (şiir)
gözlerimde tutuşmuş ateş yaralarıma damlıyor indikçe derine iniyor harı aklaşmış şakaklarımı yakıyor geleceğin jilet ağızlı rüzgarı yollar daraldı, ufuk karardı git gide sırt çevirdi bütün kır çiçekleri tökezledi hayat dar bir kavşakta grilendi büzüşen belleğimin renkleri ay yüzlü gümüş aynamı yitirdim düşürdüm karanlık, derin sulara ince, lacivert tüllere sarmıştım oysa kalbimin zarından yapılma patlayan bir...
Seçim (Şiir)
Bana uçsuz bucaksız araziler, Mermerden evler ve uzayıp giden çiftlikler, Elimde parıldayan inciler, Kollarımı saran kızıl yakutlar vaat etmişti. Sen ise sadece neşeli bir şarkı, Sadece mutlu ve güzel bir melodi, Atak, hızlı ve güçlüydün, Onu düşünmeme fırsat bırakmadın. Bana nadir bulunan danteller, Soğuk bir parlaklıkla ışıldayan elbiseler, Saçlarımı sarmak için parlak kurdeleler, Beni bir...
Çıngı (Şiir)
Yüzün ki toplamı bütün kentlerin öyle zengin öyle yoksulum baktıkça sana dışarıda serin bir kasım sabahı kent sen kadar eksik burada çocuklar kaldırımlarda yapraklarla oynuyor ve davetsiz gülüşler doluyor odaya ayağı altın olmuş, öyle diyor içlerinden biri kıkırdıyorlar kıkırdıyorum ben de yaslanıp eski bir anıya hırkaları çıkarıyorum bunları düşünürken kırmızı şalı, o...
Nefes (Şiir)
Yarım kalmış bir mektubum ben Aras bir yerde susuyor sen bir yerde Vurulan kahverengi bir baykuş Vurulan bir alageyik Toros’un zirvesinde Dünü neydi bu gecenin Yarını ne olacak Bir yudum su ver bana Bu an bu kadarım ben Yaprak yaprak çevirsem yüreğimi Döksem içimi döksem Derya deniz zehir olur Göl olur çektiklerim İçsem kendimi içsem...









