Cihangir’de çoğu insanın pek tercih etmediği ama keşfettiğinde ise çok sevdiği bir güzergahtır Akarsu Yokuşu… Bir kısmı merdiven, bir kısmı yol olan bu yokuşun bazı noktalarında Boğaz’daki gemileri görmek mümkündür. Sessiz, sakin Cihangir sokakları arasında yer alan bu yokuşta bir süredir yeni ve şirin bir sanat mekânı bulunuyor: Secant Space… İstanbul merkezli Secant Space, her...
Son Yazılar:
Sanatla Bir Kesişim Alanı; Secant Space
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Ocak Şiirleri
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
BU (ŞİİR)
Dönüş Yolu (Şiir)
Bozlu Art Project: Can Göknil’in anlatımıyla gerçekleşecek “Evrende Vals” sergi turu
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Muamma (Şiir)
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
Yazar: Coşkun Şen
Alpagut Gültekin Anısına “İkil ve Çoğul” Sergisi Öktem Aykut’ta
Öktem Aykut’un mekânına girdiğinizde genelde hissedilen ilk duygu, bir sergiyi gezmekten çok, çalışmakta olan bir yapının içine dâhil olma hissi… Dolayısıyla “İkil ve Çoğul” başlıklı yeni sergi, Sarkis’in Norgunk külliyatından yola çıkarak kurduğu bu yerleştirme için fazlasıyla yerinde olmuş. Duvarlara ve boşluklara yayılan “kitap-saat”ler, tekil nesnelerden çok birlikte işleyen bir zamanı görünür kılmakta. Norgunk kitaplarıyla...
Bir Nar Ağacının Gölgesinde; Nazar Büyüm Anması
Harbiye’nin arka sokaklarından birinde, Agos Gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’na ev sahipliği yapan, geçmiş zamanlarda bir Ermeni okulu olan Anarad Hığutyun binasındayız. Avluda bir nar ağacı var. Onun gölgesinde, bir kültür insanını anmak için toplanmışız. Mekânın hafızasıyla anıların iç içe geçtiği bir akşamüzeri. Yazar, yayıncı, çevirmen, reklamcı… Ama hepsinden önce iyi bir insan olarak hatırlanan...
Sansür Merkezinden, Basın Müzesine: #Ey Özgürlük Sergisi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nin kapısından içeri adım attığınızda, sadece bir sergi salonundan ziyade, hafızası ağır bir binanın içine giriyorsunuz aynı zamanda. Neo-klasik çizgileriyle 1865’te Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından inşa edilen bu yapı, yıllar boyunca Maarif-i Umumiye Nezareti’ne ve İstanbul Darülfünunu’na ev sahipliği yapmış, hatta 1875’te şehrin ilk uluslararası resim sergilerinden biri yine burada...
Kurşunlu Han’ın Sessizliğinde: Nuray Özler Yolcu ile Ansız Anda Sergisi
Karaköy’ün tehna sokaklarında saklanan bir han kapısından içeriye adım attığınızda, avlusundaki tarihsel atmosfere bakıp geçmişi hayal etmemek zor değildir. Mimar Sinan imzalı Rüstem Paşa Kervansarayı bugünün Kurşunlu Han’ı olan bu yapı, 1561’den beri taşıdığı hikâyelerle ve fevkalade asma yapraklarıyla görenleri büyüleyiverir. Bir dönem St. Michele Katedrali’nin gölgesine komşu, sonrasında tüccarların, ustaların, seyyahların ayak sesleriyle yankılanan...
Offspace’in İlk Sergisi: Metamorfoz Pop-Up Üzerine
Arnavutköy’ün sokaklarında kaybolmak, sanki eski İstanbul’un rüyasına karışmak gibi. Zaman, bu semtlerde başka türlü akar. Taş duvarların gölgesinde, paslı demir kapıların ardında bir çağ hâlâ nefes alıyor gibidir. Beyazgül Caddesi boyunca yürürken, bir Rum konağının önünde duruyorum. Tam karşımda Türkan Saylan’ın yaşadığı o güzel köşk uzanıyor. O derin sessizlikte, bir an için o pencereden son...
Karanlıktan Işığa: Elif Erdem’in Floransa Bienali Yolculuğu
Floransa’da, Arno Nehri kıyısında yürürken Rönesans’tan kalma taşlara sinmiş o tarihi sokakların içinde, insanın varoluş sancısını ve yeniden doğuşun umudunu hissediyorsunuz. 15. Floransa Bienali’nde bir Türk sanatçısı, Elif Erdem, kendi kültürel belleğini “ışığın diliyle” yeniden örüyor. Bienalin teması “The Sublime Essence of Light and Darkness” yani Işığın ve Karanlığın Yüce Özleri. Floransa’da, Rönesans estetiğinin kalbinde...
Hatırlarsan Kırılmaz Sergisi ile Red Rouge Art Gallery Yeni Adresinde
Nişantaşı’na giderken genelde Maçka Parkı’nın içinden süzülen eski teleferiği kullanmayı pek severim. Şehrin gürültüsünü yukarıdan seyrederken, ağaçların arasından yükselen gri apartman cephelerine, ara sokaklara karışan o kentsel dokuya bakmak insanın içini hem tuhaf bir huzurla, hem de eski bir özlemle doldurur. O kısa yolculuk, İstanbul’un zamanla kurduğu ilişkide bir kesit gibidir; durur, sallar ve geçer....
“Ah İstanbul!”: Halis Karakurt’un Neşeyle Boyanmış Şehri
Sonbahar yağmuru ince ince Nişantaşı’nın taş kaldırımlarına düşüyordu. Damlalar vitrin camlarından aşağı doğru süzülürken, gökyüzünün karanlığı ufuktaki dolunayı bir perde gibi şehrin üzerine bırakmaya başlamıştı. İşte tam o anda, kendimi Doku Sanat Galerisi’nin önünde buldum. Yağmurun serinliği, taş duvarlara sinmiş yılların kokusu ve o eski tip tabelanın altın sarısı ışıltısı, beni içeri davet ediyordu. Kapıdan...
HB Art Gallery, Yeni Mekânında Sanatın Vitesini Yükseltiyor
Zaman bazen bir garajda bekler. Boyası solmuş bir duvarın ardında ya da uzun zamandır çalıştırılmamış bir motorun soğuk silindirlerinde… İstanbul’un Mecidiyeköy’ü de öyle bir zamansızlıkta karşılıyor bizi bu kez. HB Art Gallery’nin yeni adresi eski bir garaj. Ama öyle her garaj gibi değil; adı “Art N Moto” olanından. Yani direksiyonla tuvali, krom kaplamayla fırça izini...









