Tiyatro Festivalleri: Buluşmadan Birikime

Son oyun da bitti. Kimi yerde sandalyeler toplanıyor, kimi yerde antik tiyatronun basamakları boşalıyor. Bir salonun kapıları kapanıyor. Paravanlar sökülüyor, kablolar sarılıyor. Vedalaşırken konuşmayı uzatanlar var. Birkaç kişinin işi henüz bitmemiş; herkes gittikten sonra da orada olacaklar.

Bir festivalin sona erdiğini bu görüntülerden anlarız. Ardında ne bıraktığı ise o akşam henüz belli değildir. İzlenen oyunların etkisi, kurulan ilişkilerin geleceği, verilen emeğin kimde nasıl bir karşılık bulduğu zamanla anlaşılır. Üstelik herkes aynı festivalden başka bir şeyle ayrılır.

Oyuncu için bir bakış, seyirci için bir cümle, hazırlıkta çalışan biri için ilk kez üstlendiği bir iş kalabilir. Festivali kuranların aklında gelecek yıla ilişkin bir düşünce belirmiştir bile. Program tamamlanırken yaşananların sonuçları henüz oluşmaktadır.

* * *

Festival afişlerinde kaçıncı yılın kutlandığı yazar. O sayının arkasındaki emeği düşünürüm. Değişen koşullar içinde bir buluşmayı sürdürebilmek değerlidir. Her yıl yeniden oyun beklenmesi, bir tarihin insanların hayatında yer edinmesi de az şey değildir.

Geçen zamanın bir başka anlamı daha olabilir: Birlikte öğrenmek.

İlk yıllarda güçlükle yapılan bir iş kolaylaşmıştır. Yeni insanlar sorumluluk almış, bir mekânın başka türlü kullanılabileceği görülmüştür. Seyirciden gelen bir karşılık sonraki programı düşündürmüş, beklenmedik bir ilgi yeni bir çalışmaya cesaret vermiştir.

Deneyim böyle oluşuyorsa festivalin yaşı, takvimde geçen süreden daha fazlasını anlatır. Önceki yıllar, yenisinin kurulmasına katılır. Bazen sürdürülecek bir tercihle, bazen değiştirilmesi gereken bir yöntemle.

Her denemenin beklenen karşılığı hemen bulması gerekmez. Yeni bir anlatımla kurulan bağ zaman isteyebilir. İlk karşılaşmada mesafeli duran seyirci, daha sonra o oyunu düşünmeye başlayabilir. Öğrenmek, her tercihi ilk tepkiye göre değiştirmek değildir. Neyi sürdürmek, neyi yeniden denemek gerektiğini ayırt edebilmek de deneyimin parçasıdır.

* * *

Tiyatro festivallerini hem yönetmen hem seyirci olarak yaşadım. Yönetmenken mekâna varır varmaz hesap yapmaya başlarım. Oyuncunun sesi nereye ulaşacak, seyirci neyi göremeyecek, giriş nereden yapılacak?

Seyirci olarak oturduğumda da bu alışkanlık peşimi bırakmaz. Yine de bir yerde bütün bunları unutmayı beklerim. Oyunun beni kendi hesabımdan çıkarıp götürmesini.

Bazen bir bakış yeter. Bazen alkış başlar, neden uzak kaldığımı hâlâ anlayamam. Günler sonra geri dönen bir sahne, ilk düşüncemi değiştirebilir.

Bu yüzden bir festivalin sanatsal etkisini, o akşam duyulan memnuniyetle açıklamakta zorlanırım. Rahatça izlediğimiz bir oyunu unutabilir, bizi zorlayan bir gösteriyle uzun süre uğraşabiliriz. Art arda farklı anlatımlarla karşılaşmak, beğenimizin sınırlarını da görünür kılar.

Programın sanatsal kimliği biraz burada hissedilir. Seçilen oyunların birbirine açtığı sorularda, alışıldık olanın yanına getirilen yeni bir dilde, seyirciye duyulan güvende… Bir tema da bu karşılaşmalara yön verebilir; oyunlar, mekânlar ve konuşmalar arasında bağ kurabilir.

Kimliğin zaman içinde gelişebilmesi için arayışa yer gerekir. Festival, kendi çizgisini yeni deneyimlerle yeniden düşünürken de belirginleştirebilir.

* * *

Bu arayışın gerçekleştiği yerle ilişkisi önemlidir. Sokakta, plajda, meydanda ya da salonda oynanan aynı oyun, seyirciyle farklı bir yakınlık kurabilir. Mekânın değişmesi, kimin tesadüfen karşılaşabileceğini, kimin gelmeye cesaret edeceğini de etkileyebilir.

Yerel halkın festival içindeki yeri bu nedenle yalnızca seyirci sayısıyla anlaşılamaz. İzlemeye gelen, konuk ağırlayan, hazırlığa katılan, fikir öneren insanlar farklı bağlar kurar. Herkesin aynı biçimde katılması gerekmez. Önemli olan, bu bağların zamanla gelişebilmesidir.

Bir insan ilk yıl merak edip gelir. Sonraki yıl arkadaşını getirir. Daha sonra bir çalışmaya katılmak ister. Bir başkası seyirci olarak kalır ama gördüklerini konuşur, sorular sorar. Bunların her biri festivalin bulunduğu yerde yaşamaya başladığını gösterir.

Ev sahipliği de zamanla daha geniş bir anlam kazanabilir. İnsanların emeğinin yanında bilgisinin, merakının ve önerilerinin karşılık bulması, ortak sahiplenmeyi güçlendirir. Böylece festivalin geleceği üzerine düşünenlerin sayısı artar.

Bu ilişkinin gelişmesi, sanatsal tercihlerin yalnızca mevcut beklentilere göre yapılmasını gerektirmez. Seyirciyi tanımak, henüz karşılaşmadığı bir şeye nasıl yaklaşabileceğini düşünmeye de yardım eder. Yenilikle yerel bağ, birbirini besleyebilir.

* * *

Sanatsal bağımsızlık da bu alışverişin içinde düşünülmeli.

Festivali mümkün kılan destekler, kurumlar, gönüllüler ve yerel imkânlar vardır. Sanatsal kararların sorumluluğunu taşıyanlar, bütün bu ilişkiler içinde tercih yapar. Bağımsızlık, bu ilişkiler sürerken denemeye, farklı olanı sunmaya ve gerektiğinde zaman istemeye ne kadar alan kalabildiğiyle ilgilidir.

Her kararın hemen anlaşılması mümkün olmayabilir. Neden o oyunun seçildiğini, o mekânın denendiğini, o temanın önerildiğini konuşabilmek önemlidir. Böyle bir açıklık, kararların arkasında durmayı da alınan karşılığı değerlendirmeyi de kolaylaştırır.

Kurucuların deneyimi bu süreçte yol gösterir. Yeni katılanların başka sorular getirmesi de o deneyimi genişletir. Bir festivalin yıllar içinde oluşturduğu güven, farklı bir öneriyi denemeye cesaret verebilir. Başlangıçtaki emek böylece başkalarının katkısıyla yaşamaya devam eder.

* * *

Bütün bunları anlayabilmek için festival sonrasındaki konuşmalara ihtiyaç var.

Kaç oyun oynandığını, kaç seyircinin geldiğini bilmek gerekir. Bunun yanında hangi karşılaşmanın yeni bir çalışmaya dönüştüğünü, kimin öğrendiği işi başkasına aktardığını, hangi denemenin sürdürülmek istendiğini de merak ederim.

Oyunlar üzerine yazarken ilk izlenimimin yetmediğini sık sık görüyorum. Duyguyu hatırlıyorum ama onu doğuran şeyi anlatmakta zorlanıyorum. Başkasının gördüğü bir ayrıntı, düşüncemi yeniden kurmamı sağlayabiliyor.

Festivalin değerlendirilmesinde de böyle bir dikkat mümkün. Başarılı bir tercihin nasıl karşılık bulduğunu anlamak, bir güçlüğün nedenini konuşmak, beklenmeyen bir sonucu fark etmek… Yaşananlar üzerinde birlikte düşünmek, gelecek yılın imkânlarını genişletebilir.

* * *

Sonra gündelik hayat başlar. Ekipler dağılır. Bazıları aynı oyunu başka şehirlerde oynamaya devam eder.

Festivalin sayfasında fotoğraflar, videolar yayımlanır. Orada olduğum halde görmediğim şeylerle karşılaşırım. Bir ekibin gelişi, oyun saatine kadar yaptıkları, benim başka bir yerde bulunduğum sırada yaşanmış bir an…

Hatırladıklarıma başkalarının yaşadıkları eklenir. Uzaktan takip eden biri de aynı görüntülerden festivale yaklaşır. Bitmiş sandığımız günlerin henüz dinlemediğimiz hikâyeleri vardır.

Bir sonraki afişte festivalin yaşına bir sayı daha eklenecektir. O zamana kadar kimi tanışıklıklar ilerlemiş, bazı fikirler değişmiş, yeni insanlar katılmış olabilir.

Festivalden kalanları biraz da bu değişimlerin içinde bulacağız. Toplanan sandalyelerin ardından, yeniden bir araya gelmeyi mümkün kılan şeylerde.

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.