Geçen yıl Haluk Bilginer’in başrolleri Feyyaz Yiğit ile paylaştığı ve Can Dostum (Intouchables, 2011) adlı bir Fransız filminin yeniden çevrimi olduğu kaydedilen Yan Yana (tam adı: Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana) 3 milyona yakın izleyiciye ulaşarak yerli film yapımcılarının ve sinema salon işletmecilerinin yüzünü güldürdü. Ancak yine de geçen yıl 28 milyona...
Son Yazılar:
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
BU (ŞİİR)
Dönüş Yolu (Şiir)
Bozlu Art Project: Can Göknil’in anlatımıyla gerçekleşecek “Evrende Vals” sergi turu
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Muamma (Şiir)
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi Secant Space’te
Kategori: Vizör
Sinemada Bilinçdışının Mekânları
Sinema dediğiniz şey, bir “kültürel üretim alanı”. Sinema; bilinçdışısal, egosal, toplumsal ve siyasal gösterenlerin alanından gelen gerilimlerle karakterize edilen sosyal “mikro kozmosları” konuşturma çabası. Sinema bir sanat, ama aynı zamanda bir endüstri de. Ve bu yönüyle, “ticari” karakterine gönderme yapan belirli bir önyargıyı kışkırtma riski taşıyor. Bu önyargı, büyük ölçüde, özgünlük arayışının, entelektüel değerler hiyerarşisinde...
YEDİNCİ SANATIN BİZDE BIRAKTIĞI İZLER
Yedinci sanatın bizde bıraktığı izler düz bir anlatıma dayalı bir “hikaye” ile sınırlıysa, bir anlamda çağa ilişkin hiçbir şey yaratamıyoruz demektir. Modern tiyatronun , çağa tanıklık etme anlamındaki başarıları, düşünsel bir sinemaya da yeni olanak kapıları açtı aslında. Sinemanın avantajı, bu bilinenlere çok yönlü görsellik katma şansını sağlamaya yönelik bir şeydi. Bu görsellik ise plastik...
VE TANRI KADINI YARATTI: BRIGITTE BARDOT
1960 yılında Simone de Beauvoir, “BB kendini her izleyiciye doğrudan sunuyor… ama izleyiciler [onun] tamamen ulaşılmaz olduğunun tamamen farkındalar” diyerek Brigitte Bardot’yu tanımlamıştır. 1951 yılının ilkbaharında Paris te Odeon bölgesinde tamamen dolu olan Danton Cafe’de bir masada yanındaki genç asistanıyla ünlü film yönetmeni Marc Allagret yeni çekmeyi planladığı “Les Lauriers sont coupés” filmi konusunda konuşuyorlardı....
9. FETHİYE BELGESEL GÜNLERİ
Sekiz yıldır Fethiye’de düzenlenmekte olan “Fethiye Belgesel Günleri” yolculuğu devam ediyor. Bu yıl (2026) 17-18 Nisan 2026 tarihinde, Fethiye Belediyesi Özer Olgun Kültür Merkezi’nde 9. Fethiye Belgesel Günleri gerçekleştirilecektir. Fethiye Belgesel Günleri için kavramsal ve içerik çerçevesi “Fethiye Belgesel Günleri/Genç Belgesel” olarak belirlenmiştir. Belirlenen bu kavramsal bağlam ve içerik bundan böyle de devamlı hale getirilecektir....
Bağımsız Sinemada Bir Yol: Driveways
Driveways filmi (2019), Amerikan Bağımsız Sineması’nın minimalist bakış açısında, estetik paradigması muhteviyatında, bireysel, toplumsal, farklı toplulukların yabancılaşma dinamiklerini, ötekileştirme süreçlerini, sosyal bağlılıkların dönüşümünü ele alan bir drama filmi olarak, günümüz sinema söyleminde mütevazı ancak derinlikli bir epistemolojik katkı sağlamaktadır. Bu makale filmin tematik incelemesi, Amerikan Bağımsız Sineması geleneğindeki yeri, karakter incelemelerini içermektedir. AMERİKAN BAĞIMSIZ...
PAOLO-VİTTORİO TAVİANİ KARDEŞLERDEN BİR “KAOS” ANLATISI
Küp Komik bir karakter yaratacaksak, büyük olaydan birkaç adım öncesinde seyirciye ya da okuyucuya onu sezdirmemiz gerekiyor ki olay gerçekleştiğinde yeterli gerçeklik atmosferi oluşmuş olabilsin. İşte Pirendollo’nun kısa öykülerinden yola çıkılarak yapılmış olan Taviani Kardeşler’in yönettiği Kaos filminin Küp öyküsündeki küp tamircisi böyle bir karakter. Öyle ki tamir etmeye geldiği küpü, içerden dikerken içinde kalışı...
SOSYAL ÇELİŞKİLERİN MİSTİFİKASYONU OLARAK BUGONIA
Dünya sinemasının 15-20 yıllık yakın dönemdeki önde gelen auteur sinemacıları arasında sayılan Yorgos Lanthimos’un yönettiği Bugonia geçen ay sonundan beri ülkemizde de sinemalarda gösterimde. Lanthimos, Jigureul jikyeora! (2003) adlı bir Güney Kore filminin yeniden çevrimi olan Bugonia’da aslında “memur yönetmen” konumunda sayılabilir; Bugonia bir yeniden çevrim olduğu için değil ama Kore filmini yeniden çevrime uyarlayan...
İNSANİ DEĞERLERİN MASALSI BİR YORUMU: KİSE-YE BERENÇ
Mohammad Ali Talebi’nin 1996 yapımı filmi Kise-ye Berenç (Pirinç Torbası ya da Pirinç Çuvalı), İran sinemasında daha evvel pek çok örneğini gördüğümüz, bir çocuk hikayesi etrafında şekillenen ve yönetmenin bize dünyayı bu gözle sunduğu bir film. Bağımsız İran sinemasının karakteristik özelliklerinden biri sayabileceğimiz isimsiz, hatta pek fazla oyunculuk deneyimi olmayan isimlerin oynadığı filmde iki önemli...
TİTANE ve ALPHA: ŞEFKATİN SAĞALTICILIĞINDAN ŞEFKATİN SINIRINA MI?
Çok iyi tasarlanmış, çok iyi uygulanmış çok sayıda mizansen perdeye geliyor film boyunca, özellikle müzik kullanımının öne çıktığı sahneler çok etkileyici. “Arabayla seks” filmi olarak sansasyon yaratmanın yanı sıra Cannes Film Festivali’nde festivalin en büyük ödülü Altın Palmiye’yi kazanmış olan Fransa-Belçika ortak yapımı Titane’nin (2021) senarist-yönetmeni Julia Ducournau’nun yeni filmi Alpha dünya prömiyerini yaptığı Cannes...









