‘Sırça Köşk’ (1947), Sabahattin Ali’nin (1907-1948) 5. ve son öykü kitabı. Kitabın son bölümünde masallara da yer verilmiş. Üçüncü tekilden anlatılan ‘Portakal’ (1944) adlı öykü, bir denizcilik öyküsü. Bu izleği, Sabahattin Ali’nin ilk öykü kitabı olan ‘Değirmen’deki ‘Bir Gemici Hikayesi’nde de görüyoruz. Portakal sandıklarını gemiye yüklemek isteyenler, kaptanı ve diğerlerini ikna etmekte zorlanır. Gemi tıka...
Son Yazılar:
SİNEMADA “APTAL SARIŞIN” İMGESİ
Yeni Kitap: Ölümünün 71. yılında Sait Faik’e Yeni Bir Bakış
Şule Gürbüz: Zamanın İçine Gömülü Ruh
Nasıl Faşist Olunur?
AŞK ÜZERİNE ÇİZGİ DIŞI BİR TEZ
SANATSAL YARATICILIK VE DUYGUDURUM BOZUKLUĞU
20. Uluslarlarası İşçi Filmleri Festivali başlıyor
KÖYÜN KALBİNDEN YÜKSELEN BİR UYGARLIK HAYALİ
SELMAN NACAR’IN TEREDDÜT ÇİZGİSİ ÜZERİNE
G-art Galeri’den Bir Sergi: Herkes Biliyor…
Nihat Özdal’ın Sözcüklerin Kokusu Sergisi Üsküp’te
DEPREM
MODERNİZM ÜZERİNE BİR DENEME
TARİHİN İLK PSİKOLOGU: MEVLANA
Foto muhabiri Ali Öz’den bale ve dans fotoğrafları sergisi
Titanik Harriet Quimby’nin Rekorunu da Batırdı
YENİDEN BAŞLAYAN AVANGARD: KAVRAMSAL SANAT
HALKÇI PAMUK PRENSES
Institut français Goncourt ödüllü yazar Leïla Slimani’yi ağırlıyor
Kategori: Litera
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eğlence Hayatı: Bir Modernlik Hikayesi
Murat Can Kabagöz, Osmanlı’da meyhane tanımına uyan ilk mekanla 19. yüzyılın ikinci yarısında Galata’da karşılaşıldığını belirtir. Lakin Osmanlı’da eğlence mekanları daha da eskiye dayanmaktadır. Gündelik hayat odaklı araştırmalar son zamanlarda yapılan tarih çalışmalarında önemli bir yerde duruyor. Özellikle tarih yazımı metodolojisinde yaşanan değişimler ve dönüşümler, geçmişi farklı bir okuma yapma olanağı sağlamakta. Levent Cantek’in Türkiye’nin...
Üzücü Nimetler: Sen Zehirden Tatlı Tatlı Bahsedemezsin…
Şairin ilk kitabı ‘‘Güzelliğimden Ölüyorum’’ şiirimiz için önemli bir kitaptı. Şairin ikinci kitabı ‘‘Üzücü Nimetler’’ ise ‘yoldan önce yoldaş’ düsturu yüzünden, bir türlü yola çıkacak yoldaşları bulamadığımız, harekete geçemediğimiz bir dönemde, ‘bizim kuşağımız’ derken neyi kastettiğimizi göstermesi açısından önemli bir işaret. DEĞERLERİ OLAN – DÜNYASI OLMAYAN ŞİİR Kitabın ismi neden ‘‘Üzücü Nimetler’’ olarak seçilmiş? Şair bir...
Paul Celan: Bademlerden Sayarak Seni Hata mı Ettik Acaba?
Geçende Paul Celan’ın “Bademlerden Say Beni”sini okudum ve üç-beş paragrafa sıkıştırmakta zorlandığım yukarıdaki fikirler üşüştü zihnime; söz almadan edemedim. Edebi bir çeviriyi, bir dildeki metni başka bir dile aktarma olarak yorumladığımızda, onu eksik tarif etmiş sayılırız. Zira aktarım esnasında üslubun, sesin, anlamın, dilsel yahut edebi oyunların “hedef metin”e ne oranda yansıtıldığı mühimdir. Kuşkusuz bazen çeviri,...
Peki Ama Hangi Akışta?
Havasını soluduğumuz gök kubbe altında her şey değişedurur. İklimler, sesler, kuşların göç yolu bile… Yaşamıma dönüp baktığımda, bir istisnayı değişmez bulurum. Çocukluğumuzun önlüklü yıllarında, kulağımıza üflenen o sihirli ezgiyi… “Daha dün annemizin kollarında yaşarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken, şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, sevinçliyiz hepimiz…” Bu şarkıyı en tiz sesimizle söylediğimiz yılların üzerinden dört nala...
Gorki’yi Hatırlamak: Çoğul Üniversiteler Zamanı
Ne ilginçtir ve acıdır ki, Gorki’nin anlattığı o ‘baskı zamanlarında üniversitede olmak’ halinin, bugün, KHK’larla yönetilen günümüz Türkiye’sine çok benzer olduğunu gördüm. İnsanın kitaplarla kurduğu ilişki döngüler halinde ilerleyebiliyor bazen. Yıllar önce meşgul olunan bir kitap, yıllar sonra gelip insanı tekrar bulabiliyor. Bu döngüye bazen yeni okunan bir kitapta geçen bir cümle, bazen de dış...
Hepimiz Yumurtayız!
Yumurta’nın alt metninde taşrayı ve ücra köşeleri çağrıştırma sorunu vardır. Ucuz olması tüketilebilir olması güçlü bir etkendir. Kuşkusuz habitus açısından tüketilebilir olmasının sebebi Bourdieu’nun söylediği gibi beğeni kavramına ait olmasıdır. Yumurta, yaşamın fırladığı kabuklu dünyanın “temsili evidir”. Freud’un “Uygarlığın Huzursuzluğu”’nda dediği antropolojik söylemi akla getirirsek “İnsanlık ne zaman iki ayak üzerinde yürüyebildiği zamanı fark ettiğinde”...
Bedbaht Bir Romantik: DANTE GABRIEL ROSSETTI
Müstesna bir şahsiyet ve bedbaht bir romantik olan Rossetti aynı zamanda sanatta akademizme karşı çıkan ve şövalye tarzı bir hareket başlatan “Rafael Öncesi Kardeşlik” adlı estetik akımın kurucuları arasında yer almaktadır. Viktorya dönemine damgasını vuran İtalyan asıllı İngiliz şair, illüstratör, ressam ve çevirmen Dante Gabriel Rossetti 12 Mayıs 1828 yılında Londra’da doğdu ve 9 Nisan...
Yine Tutunamayanlar, Yine Ulysses
Tutunamayanlar’ı çeyrek yüzyıl önce, henüz bir üniversite öğrencisiyken ilk okuduğumda, Selim Işık’ın kişiliğinde, yaşamımın önceden bütünüyle yaşanmış olduğu duygusuna kapılmıştım. Tutunamayanlar son olarak geride bıraktığımız bahar aylarında, ilk İngilizce baskısıyla gündeme geldi(1). Baskı adedi şimdilik 200 kopya ile sınırlı kalmışsa da, 40 yıl önce aramızdan ayrılan Oğuz Atay’ın en büyük hayallerinden biri böylece gerçekleşmiş oldu....
RODIN’DEN BİR DERS
O zaman kendi çalışmamda şimdiye dek eksik olan şeyi fark ettim—bir insana mükemmellik arzusu dışında her şeyi unutturan o tutku. İşini yaparken insan kendini tamamen kaybedebilmeli. Paris’te çalıştığım ve yazarlık yaptığım zamanlar yirmi beşimdeydim. Pek çok insan daha o zamanlar yayımlanmış yazınsal yapıtlarımı övgüyle karşılamıştı; bunların bazılarını ben kendim de beğenmiştim. Ama içimde derinlerde bir...