Özgür bırakıldı sevgi, Ve ayrılık da yok bundan böyle. Novalis Oraya ilk defa geldikleri zaman etrafta hiçbir şey yoktu. Şehrin en ücra köşesiydi orası. Alabildiğine düz bir alan. O, ilk defa orayı gördüğünde, önce bir romandaki kadın karakteri hatırlamıştı. Eşiyle birlikte hiç alışık olmadığı bir hayata başlayacak olan bir kadındı bu. Daha sonra ise...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kategori: Litera
KOFA (ŞİİR)
Celil Baba’ya ağıt Batmış yatta atık suyla yıkadılar Baba’yı Tasası, bilen bilir, bir kulaç daha atmaktı Ya da misinayla boğmak yok olmuş yutağını Sekiz ayak bir pabuca, dediler insanlık hâli Ah al-kuhul, kohol zifti, küulperest ahali Üç yatak değiştirdi köprüsüz ırmağına Yoktu ağa takılan. Akışı çevrilmişti Derindi musiki, mızrap sıkıydı başta Sıktı keyff akşamları lokurdarken ...
Tatil Sonrası Yazısı: Otobüs Versus Uçak
¨Mahalleye bozacınız, mandalcınız, sepetçiniz geldi¨ der gibi: ¨Ek Kültür derginize denemeciniz geldi!¨ Denemeye kalkışmazdan ve lakırdısına başlamazdan evvel itiraf ediyor ki, ayıptır söylemesi, teknolojiyi hani fena da kullanmaz ama pek de hazzetmez. İspanyol Aydınlanmasının biricik filozofu Jose Ortega ý Gasset’in dediği gibi, teknoloji kitle insanına hak etmeden eline verilmiş bir oyuncak olduğundan; denemeci de pek...
KÜL VEDA (ŞİİR)
bu sizinle son karanfil altın rengi saçlardan çözülmüş veda inceliği suya düşen kalp ağrısı gizi sararmış unutuşun işlemeli sözcükleri gümüş kutuda buruşmuş pusulalar, söylenmemiş hep susulmuş ve sevgilinin gözlerinde kaybolan gül eskiyen akşamın kalbinden damla damla dökülen hüzün, tene düşen ince kalp ağrısı… bu sizinle son karanfil rüya saçlardan çözülmüş göğsünüzde defne yaprağı solgun anne...
Müktesebatı Geniş Dakiğin Orman Yolları (Öykü)
La la la la, la la la la la Sylvie Kreusch Tandırlar, lifler, demirler, üç örgülü pamuk ketene tırmanan ilk örümceği gördüğümde, ağı onda eğreti duruyordu. Ellerinin üstü siyah siyah noktalarla bezenmiş -yılların üzerine kondurduğu nazar boncuğu derdi Boğaziçi’nde Sosyoloji okumuş torunu- nenenin sol kolundan aşağıya inerken, ağı onda eğreti duran örümcek, sehpanın...
Varlık Yuları (Şiir)
Yargının kıvrımları, Açılır, bir çift ceviz kabuğu Bölünmüş bir şey bu Boruların üflendiği saatte Yorgun bir hurdacının bas bas bağırdığı Bir sokağın köşe başına benziyor: Burada, sadece karın boşluklarından söz etmeyiz Sadece, yorulmuş atların Cinsel organlarından, ...
peronlar (şiir)
akşamlarda gidip gelen solgun inat ağzımızda şarabın lekesi söyleşir kimse bilmez vakitsiz öldüğümüzü dostlar ki bizden önce varmış boşluğa altmış yetmiş seksen nolu peronlarda bir yas trenidir yaşamak geçer içimizden alıp götürür gönülden sevincin kamçısını şiddet gülüdür kalan ağrılarında dostlar görmez olur sayısız öteleri gündüzlerde devlet diliyle bastırılan korkular geceler ansızın kundaklar inancı dost sesi...
İKİ ŞİİR
Sır makamında çoğalma Kendinden çıkıp yaşayamazsın, vardın sen bir karıncanın dünyayı tüm yüküyle sevmesi Sesin gitmek dolu Perdeyi örtsen gökyüzü değişecek oysa Ben öyle yaptım Uzun bir yenilgi mermere hazırlandım Muazzamdı üstünde içkin harflerin dağılışı Usareye Bir dudak kıpırtısı kadar yakın Çakılları saydım içimden Nehri sektiriyorum; Kavuşmaların devindirdiği nehri Avuçları gül kokulu çocukları andım Yüzlerinde,...
YAŞAM KÖPRÜSÜ (ŞİİR)
Çok şeyi değiştirdi zaman Bilmiyorduk biz zamanın çocukları Bilmezdim Bilmezdik Ağaçtan düşünce Kabuklarını ellerimizle Sarardık yaralarımızın Yalnızlığın Kırık sandalyesini Çekip oturduk Olmayacak düşler Girdabında Süzüldü mazgallarından Alnımızın Bilmezdim Bilmezdik Yasını tuttuğunu Efsunlu şarkıların Sarhoşluğunu Cebimizde bir tutam Toprak Ellerini Hatırlatır Kıyamı başlatan o kelimeyi Masumluğu Denize anlatırdık Sırrımızı saklasın diye Resim: Selma Gürbüz ...
DENİZ YEMEĞİ MASASI (ŞİİR)
Sabah Onu gün doğumunda, Kemerinin uçları İki yana sarkan gri ceketi Ve birbirine Kavuşmuş kollarıyla Denizi seyrederken buldum. Bütün geceyi yolda, Ayrı olduğumuzda Kendimizden çok Diğerinde kaldığımız birbirimizden Biraz uzaklaşıp Dinlenebilmek İhtiyacıyla Bana gelmek için geçirmişti. Erken günleriydi sonbaharın, Üzerinde uzun kollu Mavi bluzu vardı. Balık almaya sahile indiğimiz O akşamüstü bana, “Sen, Bizim hikâyemizi...









