Türkçe’de entel sözcüğü, entelektüel kelimesinin kısaltılmış ve gündelik dile indirgenmiş biçimi olarak kullanılmaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde entel, entelektüel sözcüğünün halk arasında kullanılan biçimi olarak tanımlanır. Sıfat olarak entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse), isim olarak ise sahte aydın anlamlarına gelir. Tanımda kelimenin ironik ve/veya küçümseyici çağrışımına dair doğrudan bir...
Son Yazılar:
Entel, Entelektüel, Entelijansiya
ORHAN TAYLAN RESMİNDE BEDEN, BAKIŞ VE YABANCILAŞMA
19. YÜZYIL FRANSIZ SANATINDA GERÇEKÇİLİK VE GUSTAV COURBET
VE TANRI KADINI YARATTI: BRIGITTE BARDOT
“Estetik” Bir Yıl Sonu Yazısı
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi
Pierre Loti, Aziyadé ve İstanbul’un Sessiz Tanıkları
HOŞÇA KAL BREZİLYA
9. FETHİYE BELGESEL GÜNLERİ
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik
BÜYÜK BİR ÇARESİZLİĞİN VE ÖFKENİN FİLMİ HİND RAJAB’IN SESİ
GEÇMİŞ BUGÜNLE KONUŞUYOR
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Aralık Şiirleri
Lapis Lazuli (Şiir)
SAFRAN CÜMBÜŞÜ (ŞİİR)
Vouloir et Pouvoir (Şiir)
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi
YAKINLIKTAN UZAK ADAM
Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?
Yazar: Nilüfer Şen Çakar
Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?
İfade özgürlüğü, çoğu zaman yalnızca sözün serbestliği olarak düşünülür. Oysa asıl mesele, kimin konuşabildiği değil kimin duyulduğu, kime alan açıldığıdır. Günümüzde retorik, düşüncenin taşıyıcısı olmaktan çıkarak onun yerine geçtiğinde, ifade özgürlüğü biçimsel olarak varlığını korusa da içerik bakımından daralır. Çünkü bu durumda konuşma hakkı, fiilen belirli bir iletişim tarzının tekelinde toplanır. Retorik tam da burada...
Etiketleme Çağında Kavramsallaştırma Kültürü
Son yıllarda gündelik hayatımıza neredeyse her gün yeni bir terim giriyor. Gaslighting, love bombing, ghosting, breadcrumbing, situationship, fail-watching… Bir zamanlar yalnızca psikoloji literatüründe ya da sosyolojide rastlayabileceğimiz kavramlar artık Instagram hikâyelerinde, X yorumlarında ve gündelik sohbetlerin tam ortasında. Sanki insan davranışlarının çok eski ve tanıdık tarafları, şimdi yeniden adlandırılmak üzere tek tek raflardan indiriliyor. Bu...
Yaratıcılığın Kıyısında Dengeyi Aramak
Yaratıcılığın kaynağını biyolojik bir süreç mi, kültürel bir birikim mi, yoksa duygudurumun iniş çıkışları mı besler? Bu soru, özellikle yaratıcı zihin mitinin hâlâ güçlü olduğu sanat çevrelerinde önemini koruyor. İşte Prof. Dr. Sibel Çakır’ın 2025 yılında Doğan Kitap tarafından yayımlanan ikinci baskı Dalgalandım da Duruldum adlı kapsamlı çalışması, tam da bu sorularla kesişen bir noktada....
Bildiğimiz Akademinin Sonu mu?
Küresel pandeminin ardından dünya, sadece sağlık sistemlerini değil, bilgi üretim ve paylaşım biçimlerini de yeniden düşünmek zorunda kaldı. COVID-19 pandemisi, yükseköğretim kurumlarını ve akademik üretim süreçlerini kökten dönüştüren bir kırılma noktası oldu. Dijitalleşme, çevrim içi eğitim, seminer ve webinar formatlarının yaygınlaşması; akademiyi fiziksel mekânın sınırlarından kurtardı fakat aynı zamanda onu yeni bir yüzeysellik riskiyle de...
Arka Plan Estetiği ve Müziğin Kaybolan Merkeziliği
Müzik artık bir duygunun değil, bir imajın parçası. Estetik bir tamamlayıcı, bir ambalaj unsuru. Oysa bir sanat eserinin işlevi, görüntüyü süslemek değil, onu anlamlandırmaktır. Sinemada müzik, yalnızca bir eşlikçi değildir; anlatının duygusal omurgasını kurar. Görüntünün ta kendisi kadar belirleyici olabilir. Sinema tarihine bakıldığında, müzikle sahnenin birleştiği o unutulmaz anlar –örneğin Star Wars’un görkemli yürüyüşü, Gladiator’ün...
“Elit” ve Türevi Sözcüklerin Çeviride Yarattığı Zorluklar
“Bir kelimenin anlamı, dildeki kullanımıdır.” — Ludwig Wittgenstein, Felsefi Soruşturmalar (§43) Diller yalnızca kelimelerden ibaret değildir. Her kelime bir kültürün, tarihsel süreçlerin ve toplumsal algıların taşıyıcısıdır. Bu çerçevede “elit” ve ondan türetilen elitlik, elitizm, elitist ve elitistlik gibi sözcükler çeviride özellikle dikkat gerektiren bir alan oluşturmaktadır. Farklı sözlükler ve diller arasında anlam kaymaları, yalnızca teknik...
Dahi Kadınlar – Dikkate Alınmayan Kadınlardan Dünyayı Değiştiren Kadınlara
Janice Kaplan’ın “Dahi Kadınlar” adlı eseri, tarih boyunca dâhilik kavramının erkeklik ekseninde tanımlanış biçimini sorgulayan ve bu kalıpları tersine çeviren bir çalışma. Yazar, kadınların tarihsel görünmezliğini yalnızca bireysel hikâyeler üzerinden değil, aynı zamanda kültürel ve sistemik önyargılar bağlamında ele alıyor. Bu yönüyle kitap hem bir entelektüel yeniden değerlendirme hem de bir kültürel hafıza düzeltmesi işlevi...
Kişisel Gelişim Dayatmasına Romanla Meydan Okumak
Kişisel gelişim kitapları, modern insanın hayatındaki boşlukları doldurmayı vaat eden ama çoğu zaman yeni bir baskı biçimi yaratan metinlerdir. Çok satanlar rafında “kendini geliştir”, “fark yarat”, “rezilyans kazan”, “çevik ol”, “inovatif düşün” gibi sloganlarla seslenen bu kitaplar, bireyi bitmek bilmeyen bir performans yarışına sokar. “Been there, done that” (“Ben de bunları yaşadım” ya da “Bunlar...
Sosyal Medya Kendi Kast Sistemini mi Yarattı?
Sosyal medya çağında toplumsal farklılık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda algoritmik bir olgudur. Sosyal medyanın başlangıçta vaat ettiği şey, görünürde demokratik bir kamusal alanın oluşmasıydı. Herkesin aynı ölçüde söz hakkına sahip olduğu, herkesin sesini duyurabileceği bir alan…Ancak zamanla bu eşitlik ideali, tıpkı kapitalizmin kendi içinde yeniden ürettiği sınıf farklılıkları gibi, dijital ortamda da benzer bir...









