“Hey, hadi bir oyun oynayalım!” dedi Mert. “Ne oynayacağız?” diye soran Emel ayakta duramıyor, hafifçe sallanıyordu. Evet, tipik gençlik partilerinden birindeydik ve işin sonunun aptalca bir şeye varacağına emindim. Benim adım Zeynep. Dört kişilik arkadaş grubumuzla sadece biraz eğlenmeye gelmiştik ama işlerin çığrından çıkacağı daha şimdiden belliydi. Emel’in sorusu üzerine Mert hevesle atıldı: “- Korku...
Son Yazılar:
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Ana Sayfa
Mehmet Can Demirkol
Yazar: Mehmet Can Demirkol
Moksvin (Öykü)
Kafamın yanındaki cihazın düzensiz ötüşleri, çığlığı andıran bip sesleriyle birleşirken gözümde canlanan beyaz duvar kâğıdı ve ailemin haykırışları bedenimden kopmadan önce son gördüklerimdi. Şimdi tavandan bedenime bakıyor ve doktorların yaptıklarını anlamlandırmaya çalışıyorum. İşte annem az ötede ağlıyor; kapının dibinde diz çökmüş, gözyaşları yanaklarından hastanenin gri parkelerine damlarken ona ağlamamasını söylemek istiyorum: “İşte ben buradayım, sakin...

