VE TANRI KADINI YARATTI: BRIGITTE  BARDOT

1960 yılında Simone de Beauvoir, “BB kendini her izleyiciye doğrudan sunuyor… ama izleyiciler [onun] tamamen ulaşılmaz olduğunun tamamen farkındalar” diyerek Brigitte Bardot’yu tanımlamıştır.

1951 yılının ilkbaharında Paris te Odeon bölgesinde tamamen dolu olan Danton Cafe’de bir masada yanındaki genç asistanıyla ünlü film yönetmeni Marc Allagret yeni çekmeyi planladığı “Les Lauriers sont coupés” filmi konusunda konuşuyorlardı.

1947 yılında Nobel kazanan Andre Gide’ın sevgilisi olan Marc Allagret  yeni filmi için yeni bir oyuncu arayışındaydı.1950 yılının mart sayısında Elle dergisine kapak olan kız dikkatini çekmiş ve arkadaşı olan derginin editörü Helena Lazareff le görüşüp o kızın özel fotoğraflarını çekmeye karar vermişti.

Birkaç gün sonra Saint Germain des Pres’de küçük bir fotoğraf stüdyosunda 16 yaşındaki bale öğrencisi genç kızın fotoğrafları ünlü film yönetmeni tarafından çekilmekteydi. O günkü çekim sinema dünyasına yepyeni bir dünya starı katmaktaydı. Fakat bundan çekimdeki üç kişinin de haberi yoktu.

Yönetmen Marc Allagret kızı yeni filmi için seçmedi ama asistanı olan Roger Vadim o kıza aşık oldu. Film seçmesi için fotoğrafları çekilen kız ise iki yıl sonra bütün dünyanın peşinden koştuğu film starı Brigitte Bardot oldu.

Bardot, 28 Eylül 1934’te Paris’in Eyfel Kulesine çok yakın bir binada doğdu. Ailesi varlıklı olan Brigitte Paris’in zarif 16. bölgesinde yaşadı. Konservatuarın bale bölümünde eğitim aldı.

Film yapımcısı Roger Vadim’in ilgisinden çok etkilenmişti. Onunla evlenmek istiyordu. Ailesi buna karşı çıkıp Brigitte’i İngiltere’ye göndermeye karar verdiklerinde, 16 yaşında intihar girişiminde bulunarak ailesini evliliklerini onaylamaları için şantaj yaptı.

18 yaşına geldiğinde Roger Vadim’le evlendi. Vadim’in kendisi için bir yönetmenlik kariyeri ve Bardot için bir ekran kimliği yaratma planlarını gerçekleştirmeye başladılar.

1956 yılında Vadim’in yönettiği  “Ve Tanrı Kadını Yarattı” filmiyle dünyaca ünlü bir star oldu. O dönemin film eleştirmenlerinin yazdığına göre, Brigitte Bardot cinsel açıdan özgürleşmiş yeni kadının çok şehvetli bir şekil bulmuş simgesi olmuştur.  Film Amerika kıtasında oradaki sansürün bazı sahneleri kesmesine rağmen ABD’de en fazla gelir getiren yabancı film oldu.

Brigitte Bardot and Roger Vadim, 1960

O dönemde Avrupa kıtasında sarışın özgür şehvetli kadın tipini  Brigitte Bardot  oluştururken, Amerika’da bu tiplemeyi Marilyn Monroe yaratmaktaydı.

Brigitte Bardot , Marilyn Monroe ile 26 ekim 1956 yılında Londra da “The Battle of the River Plate” filminin gala gösteriminde tanıştılar. Brigitte Bardot o karşılaşmayı anlatıyor:  ” Marilyn çok güzeldi, inanılmaz derecede sevimliydi… Muhteşemdi… O gece Kraliçe Elizabeth de galaya katıldı ve ona takdim edildik. Yaşamımda o kadar önemli bir gece olmasına rağmen. Ben gözlerimi Marilyn’den alamadım. Onunla bir kez tanıştım ve bunu her zaman hatırlayacağım”.

“1950 yılları sonlarında yapılan bir ankete göre Fransızların tüm konuşmalarının %47’si Bardot hakkında, sadece %41’i ise siyaset hakkındaydı.”

BB harfleri Fransızcada bébé, yani bebek anlamına gelmektedir. Brigitte Bardot da kısaca BB olarak isimlendirildi. Fransa’nın “en göz kamaştıran ihracatı” olan Brigitte Bardot  toplam sayısı kırktan fazla film yapmıştır.

1957’de Vadim’den boşanması, ve yaşamının kamuoyunda ilgi odağı haline gelmesi onun kişisel dramının başlangıcı olmuştur. Brigitte  Bardot’un özel yaşamı, aşkları, evlilikleri ve ruhsal durumu yaptığı filmlerden daha çok ilgi çekiyordu. Bu durum hassas, kırılgan bir psikololik yapısı olan Brigitte’in yaşamı boyu intihar girişiminde bulunmasına neden oldu. İntihara teşebbüsü bir adet haline getirdi. Çeşitli defalar depresyona girip tek çıkış yolunun intihar olduğunu gördüğü ruhsal durumlar adeta onun yaşamının bir parçası olmuştur.

1950 yılları sonlarında yapılan bir ankete göre Fransızların tüm konuşmalarının %47’si Bardot hakkında, sadece %41’i ise siyaset hakkındaydı.

1950 ve 1960’larda bütün dünyanın ilgisini çeken bir kişi, bir “star” olması şöhretinin her geçen gün artması onda kişisel olarak insanlardan uzaklaşma, kendi içine dönme yaratmıştır. Bir türlü aradığı mutluluğu bulamamıştır. Erkeklerin erişmek istedikleri  bir “ilah” haline gelmesi neticesinde çeşitli  “aşk”lar yaşamış bir türlü aradığı mutluluğu bulamamıştır. Bundan dolayı sonu boşanmayla biten üç evlilik yapmıştır. Kazandığı şöhret ve dünyada bir simge haline gelişi çeşitli düşünürler tarafından incelenmiştir.

1960 yılında Simone de Beauvoir, “ Bardot ve Lolita Sendromu” adlı eseri yazmıştır. Beauvoir, “BB kendini her izleyiciye doğrudan sunuyor… ama izleyiciler [onun] tamamen ulaşılmaz olduğunun tamamen farkındalar” diyerek Brigitte Bardot’yu  tanımlamıştır.

Bu arada bazı çok önemli film yönetmenleri BB’nin imajını değiştirmeye uğraştılar. Ünlü film yönetmeni Louis Malle onu 1965 yılında yaptığı  “Viva Maria” filminde oynattı.  Malle yapımcısı olduğum Behind The Camera proğramında Brigitte Bardot için “Meksikalı devrimci karaktere kendisini çevirmemiz çok güç oldu. Aslında kendisi de bunun farkındaydı, çekimler süresince mutsuzdu. Brigitte Bardot sanki rolü yapmak istemiyordu. Bu filmde Jean Moreau çok eğleniyordu, zevkle çalışıyordu” demiştir.

Aslında Brigitte Bardot perdedeki oyunculuğu için çok içten sözler söylemiştir. “Seyirci beni görmeyi güzel bulduğu için bana bakmaya geliyor sinemaya. Ben karşımda oynayan erkek başrol oyuncunun oyununa sadece reaksiyon veriyorum. Yaptığım o kadar” demekteydi.

‘Kariyerimin sadece görünüşüme dayalı olduğunu biliyordum, bu yüzden filmleri her zaman erkekleri terk ettiğim gibi terk etmeye karar verdim – onlar beni terk etmeden önce.’ diyen Brigitte Bardot 1972 yılında sinemayı bıraktı. Bir anlamda bütün insanlardan ümidini kesmişti. Çocukluğundan beri kendisine yakın bulduğu, kendisine sadık olan hayvan dostlarına döndü.

“Güzelliğimi ve gençliğimi erkeklere verdim. Bilgeliğimi ve tecrübemi ise hayvanlara vereceğim.” diyerek Saint Tropez’de inzivaya çekilen Brigitte Bardot orada satın aldığı bir kayıkhanede yaptırdığı evde, kedileri, köpekleri, eşek ve bakılmaya muhtaç hayvanlarıyla birlikte yaşıyordu.

Kendi kurduğu “Brigitte Bardot Hayvanların Refahı ve Korunması Vakfı”na fon bulmak için eski yaşamına ait bütün eşyalarını açık arttırma yaparak sattı. Vadim ile evlendiğinde giydiği gelinlik, elmasları, bütün mücevherlerini satıp geliri vakfına hibe etti. Dünyanın çeşitli ülkelerinde ismi hayvanların korunması ile birlikte anılmaktadır. Balina avcılığına karşı mücadele eden bir gemi onun adını aldı.

Bardot 1985’te Légion d’honneur nişanına layık görüldü. 1996 yılında anılarını yazdı;” Initiales BB” ve devamı olan 1996 da yazdığı “ Pluto’s Square” kitapları milyonlarca sattı.

1992 yılında  dördüncü kocası Bernard’d Ormele ile evlenen Brigette Bardot, 28 aralık 2025 tarihinde 91 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Brigitte Bardot ile sinema tarihinde bir dönem daha kapandı.

En son yaptığı röportajlarından birinde BBC muhabiri “Anladığım kadarıyla asıl ilginiz hayvanlar,” demişti.  Brigitte Bardot ise telaşla “Hayır,” diye yanıtladı:  “benim asıl ilgilendiğim şey seks.”

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.