Bağımsız sanat inisiyatifi halka sanat projesi, etkinliklerine farklı kent ve mekânlarda devam ediyor. Pandemi sonrasında, Gümüşlük Akademisi, Yaykoop Kadıköy ve Bodrum Deniz Müzesi gibi kurumların ev sahipliklerinde sergi, sanatçı buluşması ve performanslar gerçekleştiren halka sanat projesi, 2025 yaz sergisi için bu kez Datça’nın yeni kültür-sanat mekânı Maison Magi ile işbirliği yapıyor.
Küçük Çanlar Çınladığında sergisi, şiirle görsel sanatların görünen ve görünmeyen bağlarını irdeliyor. Sergi kapsamında Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya yaratıcı süreçlerine ilham veren şairlerin izlerini sürüyorlar.
Arthur Rimbaud, Konstantinos Kavafis, Paul Eluard, Dylan Thomas, Thiago de Mello, Mustafa Köz, Birhan Keskin ve Didem Madak’un dizelerinde buldukarı öznel yankılara odaklanan sanatçılar, bu şairlerden aldıkları çağrılara resim, heykel ve metin-temelli üretimleriyle yanıt veriyorlar. Sergi geçmiş, bugün ve gelecek ile kurulan bağları; hatırlamak, temize çekmek, harekete geçmek ve keşfetmek gibi temalara göndermelerde bulunarak ele alıyor.
Ortaya çıkan işlerin kendiliğinden beliren ortak paydaları, benzer hassasiyetler ve ifade biçimlerinin doğal kesişimleri serginin dilini oluşturuyor. Küçük çanların çınlaması gibi sergi de gürültü koparmak yerine, çok bağıranın değil söyleyecek sözü olanın sözünü öznel ve lirik bir dille görünür kılmaya odaklanıyor.
Küçük Çanlar Çınladığında; 5 – 26 Ağustos tarihleri arasında Maison Magi’de izlenebilir. Sergi açılışı 5 Ağustos Salı saat 18.00’de. Doğu Çankaya, Evren Erol ve İpek Çankaya’nın katılımıyla gerçekleşecek olan sanatçı söyleşisi ise 6 Ağustos Çarşamba saat 18.30’da.

Doğu Çankaya, Arthur Rimbaud’nun düzyazı şiirlerinden oluşan ve Özdemir İnce’nin çevirisi ile yayınlanan ‘Cehennemde Bir Mevsim’ adlı kitapta yer alan ‘Sözün Simyası’ başlıklı şiire görsel yanıtlar veriyor. Çankaya bunu yaparken, uzun zamandır resimlerine eklediği ve zaman içerisinde çoğalttığı sembol ve işaretlerini kullanıyor. Çankaya’nın görsel dilinin bir parçası olan bu sembol ve işaretler; leke, renk, biçim ve malzeme ile harmanlanarak Rimbaud’un sözel bir devinim, içgüdüsel bir ahenk ve söze sığmayan bir dil arayışını betimlediği şiirine görsel bir yanıt oluşturuyor. Doğu Çankaya’nın Rimbaud’ya atıfla ‘Ben Bir Başkasıdır’ adını verdiği bu serisinden resimlerle birlikte, sürmekte olan ‘Gözlerini Kaçırma’ serisinden, paralel bir kurguda yarattığı yeni işler de sergide yer alıyor.

Evren Erol, sergi için ürettiği dört yeni heykeli, Küçük Çanlar Çınladığında izleyicisiyle buluşturuyor. Erol’un esin kaynakları Paul Eluard’ın, A. Kadir’in çevirisiyle dilimize kazandırdığı ‘Aydınlık’, Cevat Çapan’ın Türkçeye çevirdiği Dylan Thomas’ın ‘Eğrelti Otu Tepesi’, Ülkü Tamer’in çevirisiyle okuduğumuz Thiago de Mello’nun ‘İnsan Yasası’ adlı şiirleri ile Mustafa Köz’ün ‘Sessiz Düğüm’ adlı şiir kitabı oluyor. Erol bu şairlere ikisi duvarda, ikisi kaide üzerinde sergilenecek olan dört ahşap heykelle karşılık veriyor. Evren Erol’un eserleri, serginin genel yaklaşımına yön veren anlayışın -yani şiirlerin görselleştirilmesinin değil, şairlerden gelen seslere karşılık gelen özgün yaratımların gerçekleşmesinin- sonucu olarak ortaya çıkıyor. Erol heykellerinde, şiirlerde yakaladığı kontrast ve kesişimleri bir yandan birlikteliğe diğer yandan yalnızlığa övgü olarak ele alıp yorumluyor.
İpek Çankaya, Didem Madak’ın ‘Şimdiden Bir Hatırasın’ ve Birhan Keskin’in ‘Arka Bahçe’ adlı şiirlerine ‘You and I’ ve ‘Suya Taşa Belleğe’ başlıklı duvar yerleştirmeleri ile yanıt veriyor. Çankaya üretimlerinde aile arşivinden fotoğraf ve dia pozitifler, tarihi fotoğraf kolajları ve pratik aydınlatma aparatlarından yararlanıyor. Çankaya’nın bir diğer işini, Konstantinos Kavafis’in Cevat Çapan’ın Türkçeleştirdiği ‘Şehir’ adlı şiirine karşılık, halka sanat projesi’nin Moda’daki mekanını kaybedişleri sürecinde yazdığı ‘Ruşenağa Numara Sekiz’ adlı şiirden bir dizeyi görselleştirdiği duvar işi oluşturuyor. Serginin farklı kesişimlerinden biri Evren Erol gibi İpek Çankaya’nın da Dylan Thomas’ın ‘Fern Hill (Eğrelti Otu Tepesi)’ şiirinde kendine özgü bir çınlama bulması oluyor. İpek Çankaya’nın ‘Evergreen’ adını verdiği bu eserin zemininde Doğu Çankaya’ya ait bir desen kullanılması da sergideki kolektif işleyişin bir başka ürünü olarak kendini gösteriyor.
Kapak: İpek Çankaya
Bir Cevap Bırakın