1960 yılında Simone de Beauvoir, “BB kendini her izleyiciye doğrudan sunuyor… ama izleyiciler [onun] tamamen ulaşılmaz olduğunun tamamen farkındalar” diyerek Brigitte Bardot’yu tanımlamıştır. 1951 yılının ilkbaharında Paris te Odeon bölgesinde tamamen dolu olan Danton Cafe’de bir masada yanındaki genç asistanıyla ünlü film yönetmeni Marc Allagret yeni çekmeyi planladığı “Les Lauriers sont coupés” filmi konusunda konuşuyorlardı....
Son Yazılar:
Entel, Entelektüel, Entelijansiya
ORHAN TAYLAN RESMİNDE BEDEN, BAKIŞ VE YABANCILAŞMA
19. YÜZYIL FRANSIZ SANATINDA GERÇEKÇİLİK VE GUSTAV COURBET
VE TANRI KADINI YARATTI: BRIGITTE BARDOT
“Estetik” Bir Yıl Sonu Yazısı
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi
Pierre Loti, Aziyadé ve İstanbul’un Sessiz Tanıkları
HOŞÇA KAL BREZİLYA
9. FETHİYE BELGESEL GÜNLERİ
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik
BÜYÜK BİR ÇARESİZLİĞİN VE ÖFKENİN FİLMİ HİND RAJAB’IN SESİ
GEÇMİŞ BUGÜNLE KONUŞUYOR
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Aralık Şiirleri
Lapis Lazuli (Şiir)
SAFRAN CÜMBÜŞÜ (ŞİİR)
Vouloir et Pouvoir (Şiir)
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi
YAKINLIKTAN UZAK ADAM
Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?
Yazar: Fehmi Gerçeker
Aklın ve Tutkunun Kıvılcımı: Nikola Tesla
Edison ve Tesla farklı mucitlerdi. Birinin diğerinden daha iyi olduğunu söyleyemezsiniz. Amerikan toplumunun Edison’lara ihtiyacı var ve onun da Tesla’lara ihtiyacı vardı. 60 bin yıllık insanlık tarihinde sadece son 135 yıldır insanoğlu elektik kullanmaktadır. Bugün yaşamımızda her alanda kullanılan elektik ve elektrik gücü 1897 yılında Edison tarafından icat edilmiştir. Fakat elektrik gücünün her kullanılan yere...
New York’ta Bir Ugandalı: Zohran Mamdani
Carl Jung “Bir kişi için en büyük trajedi anne-babanın yaşanmamış hayatlarıdır”der. Anne babanın dopdolu yaşanmış hayatları varsa bu onların yarattığı kişiye yansır. Jung’un bu deyişinin ne kadar doğru olduğunu bu günlerde bütün dünyaca bir kere daha yaşamaktayız. Babası uluslararası ödüller alan kitaplarıyla tanınan eğitmen, annesi aralarında Cannes Film Festivali de olan ödüllü filmleriyle bilinen yönetmen...
NEW YORK’TA DUVARDAKİ KAN
New York’ta Sam Shepard’ın Fool for Love (Aşkın Delisi) oyununu yönetmeye karar verdiğimde, o oyunun Sam Shepard tarafından New York’ta birkaç yıl önce sahneye koyulduğunu ve o oyunu sadece New York’ta kendisi sahnelermiş diye bir kural olduğunu bilmiyordum. Yapımcımla birlikte prodüksüyonun ilk çalışması olan oyuncu seçmelerine başladığımız gün, avukattan Fool for Love’u yapmaya kalktıştığımız için...
CASABLANCA: RICK’S CAFE
İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, tutsak Avrupa’daki birçok göz umutla, çaresizlikle özgür Amerika’ya yöneldi. Lizbon önemli bir kalkış noktası oldu. Ama herkes doğrudan Lizbon’a gidemediği için uzun ve dolambaçlı bir mülteci rotası çıktı. Paris’ten Marsilya’ya, oradan Akdeniz’i aşıp (Cezayir) Oran’a, oradan da Afrika kıyısı boyunca tren veya otomobille ya da yürüyerek Fransa’nın yönetimindeki Fas’ın Casablanca şehrine...
SUNDANCE KID: ROBERT REDFORD
Telefon etti. Sesi çok üzgündü.” Bir türlü bağlayamıyorum, ne yapsak olmuyor bir sahnenin kurgusu. Rica etsem bir bakabilir misin acaba? Takıldık kaldık kurgu öylece durdu. Filimi bitiremiyorum. George yardımına ihtiyacım var.” dedi. Çaresizliği sesine yansımıştı. “Tamam yarın stüdyoya geliyorum. Öğleden sonra 3 de oradayım” dedim. Aramızda 1400 milden fazla vardı. Ama gitmeliydim, ilk filmini yapanların...
Sinemanın Bağımsız Nefesi: Jim Jarmush
Dünyanın en eski film festivali olan Venedik Film Festivalinin 82. si geçen pazar günü tamamlandı. Gösterimi bitiminde beş dakikaya yakın bir süre ayakta alkışlanan Father Mother Sister Brother filmi en büyük ödül olan Altın Aslan Ödülünü aldı. Elli yıldır senaryosunu kendinin yazdığı ve yönetmeni olduğu toplam sayısı 20’yi geçen filmleri yapan Jim Jarmusch bence sinema...
DÜNYA’YA UFOLARI TANITAN ADAM: HANS HOLZER
New York’ta yaşamaya başladığımda, en çok dikkatimi çeken konulardan biri UFO’lardı. Hangi kitapçıya gitsem bu konuda kitaplar bulunuyordu. Arada bir TV’lerde bu konuda detaylı haberler, özel programlar yer alıyordu. Devamlı olarak bilmediğim konuları öğrenmek istememe rağmen, genellikle UFO’larla ilgili konuları öğrenme arzusu duymuyordum. Bir gün Prof. Dr. Hans Holzer’le tanıştım. Viyana doğumlu olan Hans Holzer...
GİTTİ, ÖLDÜRÜLDÜ; TROÇKİ
Senin bir mayıslarını gördük Uğultularla duyduk Kocaman bir çam gibi haykıran Troçki’yi Nazım’ın şiirindeki Troçki, dünya tarihini değiştirecek bir kişiydi. 1917 Bolşevik devrimini Stalin’le gerçekleştiren bu kişi, 1929 yılında Rusya’dan Stalin tarafından atıldı. Bütün ülkeler kendisini kabul etmezken. Atatürk’ün yeni kurduğu Türkiye Cumhuriyeti onu kabul etti. Sürgünde yaşadığı 11 yılın en uzun dönemi olan dört buçuk yılını Türkiye’de...
Miles Davis ile Bir New York Gecesi
Amerika’ya gidince, öncelikle en çok bilgi edinmek istediğim iki konu vardı: Caz ve 1929’daki Büyük Ekonomik Kriz. Bu konuları en detaylı biçimde bir belgesel film yaparak öğrenebilirdim. Ben de Amerika’daki ilk belgeselim olan, Jazz and Great Depression’ı yapmaya başladım. Caza ilgim çok eskilerde başlamıştı. Amerika ise cazın merkeziydi.1929’daki New York borsasının çöküşü ise başta ABD’de...









