kapı aralık. imkansızı gördüm içeride
o dalgın acı çeken çocuk, duruyordu
sessizce. böyle değil midir dilsiz yaşamak
tam bir savruluş içinde rüzgârla koşarak
gözlerimizle işaret koyduğumuz yerde bıkkınlık
darmadağınıklık güvendiğimiz ağaçlar arasında
her gece ağaçlar konuşuyor duyuyorum
bülbül bulamaz ki eşini sesini saklayan tomurcuklar var
derin fısıltılar daha da derinlikte kırılacak belli
doğadaki nizam kalbimde duruyor
bak şurada renk renk çiçek açan kırlar tesadüf
bana kendini hatırlatan kedi miyavlasa suya karışıyor
giderken çok daha önce kaderine yazılmış
yazgıda beraberce. eksilen, kirlenen delilikle iç içe
leylak açamıyorsa gökyüzünde bizi durdurup
aklım umudunu koruyabilmeli öfkeden uzak
yontarak kalbimizin ağırlığını
raks eden bir turna kuşuyum ruhum gezgin
bize ayrılan bu sınırlı hayatı masumca karşılayan
bana kendimi hatırlatan ayna kırılsa anlayacak beni
çözdüm yüzümde birikenleri
yeni bir yüz gerek şimdi bana
Resim: Salih Acar


Bir Cevap Bırakın