İşte Çekiç: Aki Kaurismäki

Bertolt Brecht’in sanat, gerçeğe tutulan bir ayna değil, onu şekillendiren bir çekiçtir. Sözünü tam anlamıyla gerçekleştiren bir film yapımcısı olan Aki Kaurismäki gerektiği kadar tanınmamaktadır. Uluslararası festivallerde ödüller kazanan 39 tanesini yönettiği 49 filmin yapımcısı Finlandiyalı Aki Kaurismaki’nin filmlerindeki başrol karakterler: çöp toplama kamyonunda çalışan temizlik işçisi adam, markette çalışan kasiyer kız, madenlerde çalışan maden işçisi, kibrit fabrikasında çalışan işçi kız, mezbahada çalışıp et kesen kadın, herhangi bir iş de çalışmaya karşı çıkan bir avuç kişi veya bir tramvay sürücüsü olabilmektedir.

Aki Kaurismaki, genellikle toplumda dışlanan kişilerin yaşam öykülerini, bulundukları şehrin (Helsinki) soğuk, diğer kişilere mesafeli, hüzünlü ve mizahi bir bakış açısıyla kendine özgün bir sinema anlatımıyla ortaya çıkarır. Aki Kaurismaki yaptığı filmlerin senaryolarını yazan ve genellikle aynı oyuncu kadrosuyla çalışan sinema tarihinin en ilginç film yapımcılarından biridir.

Kendisi son elli yıldır yaşamakta olduğumuz toplumsal değişimleri kendine özgü bakış açısıyla filmleriyle adeta gerçekleri yüzümüze çarpmaktadır. Yazdığı, yönettiği, kurgusunu yaptığı filmlerinin yapımcılığını da üstlenen bu sinema adamı tam anlamıyla bir auteur dur.

Sinema tarihinin önemli film yapımcılarından Joseph Losey “Bence, bir filmin diğer lisanlardaki kopyaları için altyazıları hazırlanırken o filmin değeri de ortaya çıkar. Altyazılar sayfalar boyu ise, o film değildir. O filmin yönetmeni film yapımını bıraksın, kitap yazsın. O  bir yazardır, film yapımcısı değil.” demiştir. Aki Kaurismaki’nin filmlerinde karakterler birbirleriyle çok az konuşurlar.  Bütün  uzunluğu 68 dakika olan The Match Factory filminin 13. dakikasına kadar hiçbir diyalog bulunmaz.

Tamamen minimalistik özellikleriyle perdeye aktardığı filmlerinde müzik çok önemli bir rol oynar, Filmin tamamlayıcısı olarak değil, filmin bir parçası olarak gerek yaşlı kişilerden kurulu orkestralarla sahnede beliren, gerek müzik-box olarak filmlerinde yer alan 1950’lerın şarkıları senaryosunun önemli bir parçasıdır.

Kaurismaki toplumsal bir öneme sahip olmadıkça bize hiçbir şey anlatmaz veya göstermez. 2002 yılında Cannes Film Festvali’nde Büyük Ödülü alan The Man Without Past filminde baş karekterine söylettiği söz aslında kendi dünya görüşünü de yansıtır. Bütün umutlar tükendiğinde karamsarlığa yer yoktur. Kaurismaki’nin karakterleri bütün trajedilerle dolu yaşamlarına rağmen umut taşırlar. Tampera Ünivertesi’nin medya bölümünü bitiren Kaurismäki bir süre evsiz kalmış, kötü davranışlarından dolayı tutuklandıktan sonra sık sık geceyi polis hücrelerinde geçirmiştir. İnşaatlarda amale, restaurantlarda bulaşıkcı, postacı gibi işlerde çalışmıştır. Büyük kardeşiyle kurdukları film yapım firmasıyla filmlerini yapmaya başlayan Kaurismaki 1983 yılında Dostoyevski’nin Suç ve Ceza romanını Helsinki de canlandıran bir film yapmıştır. 1989 yılında ise yaptığı Leningrad Kovboyları Amerika’ya Gider filmiyle uluslararası ün kazanmıştır.

Kaurismaki, Jean-Pierre MelvilleRobert Bresson, Yasujiro Uzo ve  John Cassavetes’den etkilenmiştir. Jim Jarmoush ise kendisinin özellikle filmlerindeki hiciv anlayışından en etkilenen film yapımcısıdır. Devamlı aynı ekiple ve oyuncularla çalışması ise; 1980 lerde Yeni Alman Sinemasını başlatan Rainer Werner Fassbinder’ı andırır. 1983’den beri aynı ekip ve oyuncularla çalışmasını biz sette konuşmayız ıslıkla anlatırız ne istediğimizi diyerek açıklar.

Aki Kaurismaki film yapımının nedenini ise şöyle açıklamaktadır. Ben filmleri seyirci için yaparım. En az bir yıl çalışır bir film ortaya çıkarırım. Daha sonrası seyircinin sorumluluğundadır.  Filmden ne anlarlar, ne yaparlarsa artık onlara kalmıştır. 1980’lerde Hollywood; Sylvester Stallone’un Rambolarını, Arnold Schwarzengger’in tek kişilik kahramanlık aksiyon filmlerini yapıp dünyaya seyrettirirken, Kaurismaki  filmlerle sinema dünyasına bambaşka bir bakış açısı getiriyordu. Proletariat Trilogy/Proletaryan Üçleme adı verilen: Shadows in Paradise (1986), Ariel (1988), and The Match Factory Girl (1990) filmleriyle dünyanın kurulu düzenine baş kaldırmaktaydı.

Filmlerdeki aksiyon dolu sahneler ve hızlı hareket eden kamera çekimlerine inat Aki Kaurismaki’nin filmlerinde oldukça hareketsiz, durağan kamera çekimleri bulunur. Filminin karakterleri filmin öyküsünü oluşturmaz, oluşan olayları izler, içinde yer alır. 1990’lardan itibaren sinema endüstrisindeki gelişen teknik olanaklarla , special/özel efektli, büyük bütçeli Hollywood filmleri dünyada sinema salonlarını doldururken, Aki Kaurismaki işsizlik, evsizler ve göç sorunlarını ele alan filmler yapmıştır.

Çok sınırlı sayıda yaptığı bir röportajında; Akdeniz’de boğulan göçmenlerle ilgili  haberleri okudum, televizyon haberlerini izledim. İnsanlar umutlarla dolu geliyorlardı, Fakat denizin ortasında ya batan motorlarda boğulup ölüyorlar, ya da yakalanıp hapse atılıyorlar. Geri gönderiliyorlar. Bu durum kafamı çok karıştırmaya başladı. Peki ben yapabilirdim?  Bildiğim işi yapmalıydım. Bir film yapmalıydım. Havalı biri gibi görünebilirim ama çok duygusal bir insanımdır aslında, devamlı başkalarını önemsiyorum, kendimi pek değil.

2017 yılında başta Berlin Film Festivali olan çeşitli festivallerde ödüller alan The Other Side of Hope/Umudun Öteki Yüzü filmini yaptı. 2023 yılı Aralık ayında, 50 diğer film yapımcısıyla birlikte Liberetion da yayınlanan açık mektupla, İsrail’in Gazze’de insanlık suçu işlediğini, sivil kişileri öldürmesini durdurmasını ve acilen ateşkes ilanını istedi. Mayıs 2025’de ise; Gazze’de olan soykırım karşısında film endüstrisinin sessiz kalmasını eleştiren çok sert bir mektup yayınladı.

69 yaşındaki Aki Kaurismaki’ye göre: Ne yazık ki dünya: bugün insanlığın hiçbir değerinin olmadığı bir konumda bulunuyor. Dünya yönetiminin kontrolü; zenginlerin ve zenginlerin kuklaları olan politikacıların elinde.”

 

 

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.