Her günü sislidir yılın bu zamanı. Öyle ki vakit öğlene varana kadar göz gözü görmez. Tanıdıksan kent sana yüzünü gösterir sabahları, eğer yabancıysan vay haline. Yuvarlak çehresinde seni savurur durur. Başladığın yere gelirsin de ayırdına varamazsın. Şanslıysan, ancak aynı insanları tekrar gördüğünde anlarsın aynı yerden birkaç kez geçtiğini, o kanal kenarından, o sis içinden. Hadi...
Son Yazılar:
‘Türk Sanatının Dört Ustası Gallery Duende’de Buluşuyor’
Çepo’nun yeni sergisi ‘Snowblind’ Zilberman İstanbul’da
Başkası: “Ekrandaki Ben”
BİR ZARFIN HATIRLATTIKLARI: TAN GAZETESİ, AYDINLAR ve SESSİZ BİR BASKIN
PERDE AÇILIRKEN: İNSANIN KENDİNE BAKIŞI
Yayınevi Emekçileri ve Dayanışma: Hangi Yayıncılar Birliği?
Anlatısal Bir Proje Olarak Demokrasi ve İç Sömürgecilik
GALERİLERİN SATIŞ İÇİN SANATÇILARIN ALGORİTMASINI OLUŞTURMASI
#eklitera Mart Şiir Seçkisi
MÜZE, MELANKOLİ, BURUKLUK YA DA ÇALMA, AŞIRMA, ARAKLAMA EYLEMİ ODAĞINDA MASUMİYET MÜZESİ
YABANCILIĞIN ETİĞİ: ERTAN MISIRLI’NIN ŞİİRİNDE DEĞİŞİM, İNSAN VE TOPLUM
James Monroe’nun Çiti ya da Donroe’nun Altın Varaklı Balyozu Arasında
gün batımı (şiir)
ÇUHA (ŞİİR)
Aedh* Sevgilisinin Ölü Olmasını Diler (Şiir)
Truva: Heinrich Schliemann Kahraman mı? Sahtekar mı?
Altın Ayı ödüllü “Sarı Zarflar”, Cuma günü sinemalarda
Bunları Duymalısın Pan (Şiir)
Dikilitaş (Şiir)
Yazar: Meryem Demir
KORKU: QUARTER 1 (Öykü)
O şehirde geçirdiğim üçüncü günün akşamı erkenden eve dönmek istedim. Çok yorgundum. Ellerim onlarca yeri daha yeni işaretlemiş, haritada çizilmedik yer kalmamış da olsa hâlâ kuytuları hummalı bakışlarla arıyordum, ama ayaklarımda dermanı kalmamıştı. Basit bir ikna oluş için bu sözcükler yetti. Kalbimi ikna etmiştim: Dermanım yok. Akşam saat 6’da, bir Mayıs 14’ünde, Ay’ın on dördünün...
SARI SICAK: VİYANA (Öykü)
Neden beni görmezden geliyorsun? Neydi beni kağıtlara yazmama sebebin? Sözcüklerinde misafir etmeyişin. Handiyse adımı söylemek güç geliyor diyeceğim. Ama değil. Güç olan nasıl veda edeceğini bilememektir. Çünkü veda tanımlamaya ihtiyaç duyar. “Ben seni tanımlayamadım Viyana!” *** Küçük kız eldivenlerine sarınarak topladığı bahşişleri elleriyle hissedemeden cebine doldurdu. Ellerinin saatlerdir hissettiği sadece deli bir soğuktu. Bir an...


