Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi

1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır.  Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir.

Mehmet Günyeli Koleksiyonu.

Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla derinleşmiştir. Nazım’ın kitap kapaklarına imza atan bu el, ardından Tekel’in  görsel kimliğini baştan aşağı yenilemiştir. Dönemin deyimiyle “Ressam Ali Suavi”, kalemi ve fırçasıyla Yenice, Samsun ve Boğaziçi sigara paketlerini eski, donuk kabuklarından sıyırmış; onlara bir akarsu pırıltısının serinliğini kazandırmıştır. Onun tasarım dehası sadece tütün paketleriyle sınırlı kalmamış, Tekel’in o dönemki vakur içki etiketlerine de hayat vermiş; sofralara estetik bir imza atmıştır.

Moda Yazarı, Stil Otoritesi ve Beyoğlu

1954-1955 yıllarında Aydabir ve Resimli Hayat dergilerindeki moda uzmanlığı yazılarıyla bir otoriteye dönüşen Sonar, Beyoğlu’nda eşiyle açtığı modaevinde kumaşa form vermiştir. O dönem yayımlanan karelerde bizzat kendisi de bir stil ikonu olarak boy gösterir.

1957’deki Edinburg Tiyatro Festivali ziyareti, bu çok yönlü entelektüelin dünyayı yerinde okuma iştahının bir sonucudur. Avrupa’yı bir uçtan bir uca gezen Cannes, Berlin, Venedik, San Remo gibi kentleri mesken tutan,  dünya basınının devleri Bunte, Stern, Epoca için çalışan Sonar, Roma’daki stüdyosunda  efsaneler yaratmıştır.

Salvador Dali, Elizabeth Taylor, Muhammed Ali, Sophia Loren, İdi Amin ve İran Şahı gibi isimleri fotoğraflamış, Rolleiflex’in reklam yüzü olmuştur.  Tüm bu küresel şöhrete rağmen Suavi Sonar’ın bir ayağı hep Türkiye’dedir. Edinburg’dan gönderdiği o meşhur kartpostalın alıcısı Murtaza Kağıtçı, sadece kadim bir dost değil, Suavi Bey’in kağıda döktüğü o muazzam tasarımların arkasındaki “kağıt otoritesi” ve güvenilir limandır.

Türkiye’nin hafızası olan Ece Ajandası gibi bir geleneği, eşi ünlü roman yazarımız Cahide Üçok ile birlikte omuzlayan  Murtaza Bey, Suavi Sonar’ın dünyayı kucaklayan vizyonunun Türkiye’deki en yakın şahididir.  İlk fotoğraf sergisini 1963’te İstanbul’daki Gen-Ar galerisinde açtığında, bu başarıyı en başta Murtaza Kağıtçı gibi Bab-ı Ali kültürünün direği olan dostlarıyla paylaşmıştır.

Bu kartpostal; tasarımın dehası ile Afitap’ın kağıt ustalığı arasındaki sarsılmaz bağın, bir devrin estetik dolu hikayesinin en somut vesikasıdır.

Suavi Sonar, Cumhuriyet tarihinin en büyüklerinden ve ne yazık ki en çok gizli kalmış kahramanlarından biridir. O, çizgisiyle cebimizdeki bir sigara paketinde, rengiyle soframızdaki bir içki etiketinde ya da bir dünya yıldızının bakışındaki o derin ifadede yaşayan, ancak ismi her zaman bu  başarılarının ardında saklı kalmış bir dehadır.

Bugün bu kartpostal ve ardındaki derin dostluk hikayesiyle yeniden hatırladığımız Suavi Sonar; modern Türkiye’nin görsel dünyasını inşa eden o sessiz devlerden biri olarak, asaleti ve sanatıyla tarihimizdeki o eşsiz yerini sonsuza dek koruyacaktır.

 

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.