dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)

gelip geçti hayat kuşlar gibi gittiler uçuşan göğün

altında.. nice çocuk nice kimsesizlik ne için ne

içinde yanlış doğdular, doğuruldular: ölsün

diye yaşasın diye uçurumlar rüzgârlarıyla

şarkılar söyleyemeden yaşamı öğrenmeden

öğrenemeden çayırlarda koşuşmanın

dilini..

 

adı mustafa henüz beşiktedir: vurula boynu kırıla

adı şehzadedir kirişte boynu burgula ‘adı’

deli kurt ola, ola ki kanı delikanlı

sözü şiir ola ırmak ola dağ ola

sevdâsı karluk kayınında ışık

parıldasın unutulmadan

bulutlarla yağmurla güneşin altında..

 

dile de sığmam lisâna da sığmazam:

kuşu kafese soktular, sokan kim? gören

kimse mi kimesne mi? bir dilin sesi, bir aşkın

yalnızlığı, reddedilişi yüzündeki çıbanla akran

urganla iple ibrişimle boğulageldiğin dar vakitte

ölümün cahilliği sahteliği yaşamanın burada..

şiir aklın sarkacıdır, güz yapraklarıyla bahar

sonrasız dönüş usulca, evet

senin varacağın beli mi?

 

değil elbette belli kesinlikle: düğümsüz

deniz feneri, sis çanı, ağlayan kaya susuz

ırmaksın!: bir kez daha düşün korkma

bugün ne yaptın eyâ hayati? toprağa

düşmüşsün, incinmeden incitmeden

doğuya bak türkü söyle ağla istersen

gittiğin yol yol değil üzülme..

 

kırıldı kalemin burguldu boynun, boynunda:

paslı çelikten hançer izleri kan ırmakları

ülken. suya ol de denizin burgaçlarında

boğul. varsın olsun delirişin kaygan köpüğü

kaypak alçaklığın rahminde

soykütüğün savrulsun gitsin

delirsin aklın aklın aklın..

 

kime kimseye ne?

 

bıçak yarası mı hançer mi?

od yangın yeri yürek kan kölmeni

tengize akıp çoğalan: denizi sulayan göğ

ırmak çığlığı mı ırmakların sessizliği

kirli ırmaklar mı ülkem?: yangın yurdu

yurdum! bildiğim yalnızlık, karşı kıyılar

kuşların diliyle konuş ey kimsessizlik

ey susuz toprak ey derin çığlık

bıçak yarası mı hançerle kanayan..

 

Resim: Marc Chagall 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.