gelip geçti hayat kuşlar gibi gittiler uçuşan göğün
altında.. nice çocuk nice kimsesizlik ne için ne
içinde yanlış doğdular, doğuruldular: ölsün
diye yaşasın diye uçurumlar rüzgârlarıyla
şarkılar söyleyemeden yaşamı öğrenmeden
öğrenemeden çayırlarda koşuşmanın
dilini..
adı mustafa henüz beşiktedir: vurula boynu kırıla
adı şehzadedir kirişte boynu burgula ‘adı’
deli kurt ola, ola ki kanı delikanlı
sözü şiir ola ırmak ola dağ ola
sevdâsı karluk kayınında ışık
parıldasın unutulmadan
bulutlarla yağmurla güneşin altında..
dile de sığmam lisâna da sığmazam:
kuşu kafese soktular, sokan kim? gören
kimse mi kimesne mi? bir dilin sesi, bir aşkın
yalnızlığı, reddedilişi yüzündeki çıbanla akran
urganla iple ibrişimle boğulageldiğin dar vakitte
ölümün cahilliği sahteliği yaşamanın burada..
şiir aklın sarkacıdır, güz yapraklarıyla bahar
sonrasız dönüş usulca, evet
senin varacağın beli mi?
değil elbette belli kesinlikle: düğümsüz
deniz feneri, sis çanı, ağlayan kaya susuz
ırmaksın!: bir kez daha düşün korkma
bugün ne yaptın eyâ hayati? toprağa
düşmüşsün, incinmeden incitmeden
doğuya bak türkü söyle ağla istersen
gittiğin yol yol değil üzülme..
kırıldı kalemin burguldu boynun, boynunda:
paslı çelikten hançer izleri kan ırmakları
ülken. suya ol de denizin burgaçlarında
boğul. varsın olsun delirişin kaygan köpüğü
kaypak alçaklığın rahminde
soykütüğün savrulsun gitsin
delirsin aklın aklın aklın..
kime kimseye ne?
bıçak yarası mı hançer mi?
od yangın yeri yürek kan kölmeni
tengize akıp çoğalan: denizi sulayan göğ
ırmak çığlığı mı ırmakların sessizliği
kirli ırmaklar mı ülkem?: yangın yurdu
yurdum! bildiğim yalnızlık, karşı kıyılar
kuşların diliyle konuş ey kimsessizlik
ey susuz toprak ey derin çığlık
bıçak yarası mı hançerle kanayan..
Resim: Marc Chagall


Bir Cevap Bırakın