Birinin bir hikâyesi varsa bir müddet sonra o sizi çekmeye başlar. Bir müddet sonra sezgileriniz bu yollu çalışır. O sese doğru yönelirsiniz. İçsel bir sesle biri, bir sokak tamircisine seslenir gibi, “hey yazar bizim şu şeye bakıver…” demiş gibi yazar, kendini bir şeyden içsel olarak sorumlu tuttuğunda, “neye bakıver?” sorusuyla iç dünyasında baş başa kalandır…...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
PEKİ SUNUCU KİM OLACAKTI? BEN GAZZARA
Piri Reis Haritası belgesel filminin, Brezilya, ABD, Portekiz, İspanya, İngiltere, Senagal ve Türkiye deki çekimlerini tamamlamıştım. Filmin kurgusunu tamamladım. Film bitmişti. Fakat kurgu sırasında film bir sunucu tarafından sunulsa bütün bu ülkeler arasındaki bağlantı ve haritaya olan ilgi çok daha iyi olur fikrine kapıldım. Böyle bir sunucu ile film çok daha iyi olacaktı. Bu arada...
SIFIRDA YÜZMEK (ŞİİR)
Göğün yüzü asık sokakta hep bir cenaze yürüyüşü mayınlı ağızlarda patlayacak sözcükleri topluyor kar sonsuzluğun dili yoktur diyor zamangezer bir yolcu kendine kıvrılan aklım bir kirpi doğuruyor bir tavşan kayayken kuma dönüşendim durmayı unuttu yağmurum. Uykunun sisini delen mermiler bir kadın çığlığı ve patlayan cam fırtınanın devirdiği bir ağaç gibi kıvranıyor dallarım kabuğumda vampir dişli...
DÜŞÜNCENİN COĞRAFYASI
Yazan biri olarak bende düşünme sistemi tamamen mekânla oluşuyor. Örneğin otururken düşündüğüm şeyler, yattığımda organlara dağılan bir tas suymuşçasına gidiverir. Ama yeniden kalkıp oturduğumda geri gelir. İçinden çıkamadığım herhangi bir konu 6. 7. Kata çıkıp aşağı bakınca ya da gökyüzüne bakınca çözülür; aşağıdayken fark etmediğimin ne olduğunu anlarım, rahatlarım. Kendime ve olaylara karşı gerçekçi bir...
CENK MISIRLIOĞLU’DAN KUŞADASI’NDA SERGİ: ‘ADANMIŞ ZAMANLARA BİR DÖNÜŞ’
Cenk Mısırlıoğlu, sanatla olan yolculuğunda, resmetmeyi bir ifade biçiminden çok, belleği ve aidiyeti kazıyan bir kimlik alanı olarak görüyor. Arkeolog duyarlılığıyla geçmişin derinliklerine iniyor, ilkel ataların mağara duvarlarına bıraktığı hayvan figürlerini bugünün tuvallerine taşıyor. “Adanmış Zamanlara bir dönüş” sergisi; ritüel, mit ve kutsal ile örülü çok katmanlı bir anlatı sunarken, izleyiciyi figürlerin ötesinde, yüzeyin altındaki...
RUHUMDA HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI (ŞİİR)
Bizim gençliğin hiç bayramı olmadı Erteleye erteleye altmışı bulduk Yine de güzelmiş o yaralar Hiç değilse kendimiz kanatıyorduk Başımızda uçuşan akbabalar Leşimize değmeden kaçıyordu Ölümüzden bile korkuyordu tanrılar Azrail cesedimizi kanla parlatıyordu Artık rüzgârın bitti diyor annem Kendimi sürüklediğim patikalar kaplumbağa yatağı Aşka deli cesaretiyle yüklenmek ağrıma gidiyor fakat Karşımda çocuk yok, savcı inandırıcı bulmuyor...
Dejavu (Şiir)
Denizde sürükledim aynadaki saçımı Oturdum karşıma-Yedi kalbimi Tantalos Dejavu hep rüyalarım. Uyandığımda ametistten bir taştım Ve altımdaydı cam kırıkları. Devriliyordu gökyüzü bahçesine yılanların Son borazan öttü yüzeyimde. Bir meleğin gümüşten parlak teninde kararttım güneşi. Yürüdüm derimin gemisinde, kızıydı Athena’nın İstanbul Boğazı Saatler eş zamanlı geometri. Oyuncak bir ölü yanağımdaki etten ağrı ...
VAROLUŞ REFLEKSİ: EDEBİYAT
Yazma eylemi; bir aşığın dile getiremediği aşkı, acılı bir annenin feryadı, bir yetişkinin içindeki çocuğun duyulmayan çığlığı, bir işçinin çıkmayan sesidir. Okumak insan ruhunu okşayan soyut bir durumdur. Bir makale veya her hangi bir eser okurken okuduğunuz cümleler beyninizden geçip ruhunuza dokunur ve benliğinizin en derin dehlizlerine mesken olur. Çoğu zaman unuttuğunuzu düşünseniz bile kimliğiniz şekil...
SOYSUZ AT (ŞİİR)
buraya bir nokta koydum. nokta tesellidir. nane şekeri gibi ferahlık verir. çünkü her şey bitebilir. virgül olmaz. ölülerin üzerinden dünya yükselir. kalkamaz olur her sancıda başının üzerinde gezdirdiğin bulut. bulut virgül gibidir. yağdırır, oldurur. oldurmak ne demektir? bir erkek ya da bir kadın olmuş olabilir mi? bunu düşünmeli. düşünmek bulantıdır. keyifsiz bir ben iyi...
Omeomeria (Şiir)
uzaklaşıyor zaman akçaağaç çan çiçekleri ve birkaç defne yaprağı gündüzler ve geceler benim olmadığım yerdir sonsuzluk Omeomeria ve hakikat tüketilmiş bir soluk çağrılan bir kuş ağaçta, kabuğuna dönen ruh cisimleşmiş ses kül ya da toprak renginde bir yokluk ya da ölçüsüz, kararsız, sürekli bir rastlantı Omeomeria kendi sesinin buzul çağındasın her şeyi içine alarak genişleyen...









