Bıraktım
Girer girmez
Kendimi koltuğa.
En az
Yolculuklar kadar
Sevmediğim sonbahar
Sabahlarından biriydi.
Güneş,
Baskısını yapmıştı
Duvarın
Odaya.
Yerde,
Önümde;
Balkona çıkılan
Yarıdan yukarısı camlı kapısı
ve
Üç parçalı penceresiyle
Eğik bir duvar
Daha vardı.
Yerdeki duvarın kapısından
İçeri bakınıp
Oturdum geri
ve
Düzelttim
Boynumu.
İlk kahveden kalan
Yarısı duruyordu fincanımın
Yanımdaki sehpada.
Döktüm buz gibi kahveyi boğazıma
Derin yarıklarından dilimin;
Bastım sigaramı
Telveye,
Kalktım.
Durdum,
Evden çıkmadan
Yanınızdan birini geçiren
Yüz aynasını geçerken.
Öndeki adımımı
Çektim
Sol ayağımın yanına,
Çivisinden çıkarmadan
Eğildim arkasına aynanın;
Bulamadım
Kimseyi
Orada
da.
Ağzımdan çıkarken bozuma
Uğruyordu,
Başkalarının yüzlerini
Çeviriyordu
Omuzlarından adım.
Kaybolduğum kişiye
Benzetmeye çalışarak
Çağırıyordum kendimi
Kulaklarımı
Dinlemeden.
Aldım elime ayakkabılarımı,
Açtı aramızı bir gıcırtı
ve
Göz göze
Kaldık bir süre.
Karşımda duruyordu
Aynadaki.
Onu hatırlamadığımı
Biliyor,
Seni tanıyordu
Bir yerden.
Aldım
İçeri.
Resim: Beyza Boynudelik


Bir Cevap Bırakın